<div data-path-to-node="2"><strong data-index-in-node="0" data-path-to-node="2">Kuşatma Altında Bir Katliam</strong> İsrail'in Lübnan'ı işgali sırasında dönemin Savunma Bakanı Ariel Şaron'un emriyle Beyrut'u kuşatan İsrail ordusu, Sabra ve Şatilla mülteci kamplarının çevresini sararak dışarıyla tüm bağlantısını kesti. İsrail askerlerinin gözetimi ve aydınlatma fişekleri desteği altında kamplara giren aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milisler, üç gün boyunca akılalmaz bir vahşete imza attı.</div> <div data-path-to-node="3"><strong data-index-in-node="0" data-path-to-node="3">Kadın, Çocuk ve Yaşlılar Hedef Alındı</strong> Çoğunluğunu savunmasız Filistinli mülteciler ile yoksul Lübnanlı sivillerin oluşturduğu kamplarda; kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı gözetilmeksizin büyük bir kıyım gerçekleştirildi. Kesin rakamlar hiçbir zaman tam olarak netleştirilemese de, uluslararası bağımsız kaynaklara göre 3 binden fazla masum sivil acımasızca katledildi. Sokaklar cesetlerle dolarken, yaşananlar 20. yüzyılın en büyük insanlık suçlarından biri olarak tarihe kazındı.</div> <div data-path-to-node="4"><strong data-index-in-node="0" data-path-to-node="4">Adaletsiz Kalan Bir İnsanlık Suçu</strong> Katliamın ardından Birleşmiş Milletler olayı bir "soykırım eylemi" olarak kınadı. İsrail'in kendi içinde kurduğu Kahan Komisyonu, Ariel Şaron'u katliamdan "kişisel olarak sorumlu" bulsa da, failler hiçbir zaman uluslararası bir mahkemede yargılanıp hak ettikleri cezayı almadı. Bugün, Sabra ve Şatilla kurbanları dünyanın dört bir yanında anılırken, Orta Doğu'da süregelen adaletsizlik ve sivil ölümleri, 1982'de yaşanan bu acı olayın unutulmamasını daha da hayati kılıyor.</div> <div data-path-to-node="6">16 Eylül 1982'de İsrail gözetiminde Sabra ve Şatilla mülteci kamplarına giren Falanjist milisler, binlerce masum sivili vahşice katletti.</div> <h5 data-path-to-node="7">haber merkezi</h5>