Uzmanlar, partinin göçmen karşıtı politikalarının hayata geçmesi halinde iş gücü piyasasından ihracata kadar birçok alanda ağır bir tablo oluşacağı uyarısında bulunuyor.
Üç Eyalette Kritik Seçim
Almanya'da 6 Eylül'de Saksonya-Anhalt'ta, 20 Eylül'de ise Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern'de eyalet seçimleri yapılacak. Son anketler, bu eyaletlerde Sol Parti (Die Linke) ile göçmen karşıtı AfD'nin sandıktan en güçlü partiler olarak çıkabileceğine işaret ediyor.
Berlin'de Siyasi Kutuplaşma Zirvede
Başkent Berlin'de Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki CDU-SPD koalisyonunun kan kaybettiği değerlendiriliyor. Berlin Eyalet Başkanı Kai Wegner'in istifasının ardından CDU'nun adayı olan Stefan Evers'in tanınırlığının düşük olması, seçim sonuçlarını daha belirsiz hale getiriyor. Seçim sonrası Sol Parti, Yeşiller ve SPD'den oluşan bir sol koalisyon ihtimali de masada. Alman kamuoyu araştırma şirketi INSA'nın son anketine göre AfD, Berlin genelinde yüzde 17 ile üçüncü sırada yer alıyor ve kentteki konut krizini göçmenlere bağlayarak sosyal konutların yalnızca "yerlilere" verilmesini vaat ediyor.
Ekonomistlerden Sert Eleştiri
Alman basınındaki analizlere göre AfD'nin iktidara gelmesi durumunda ekonomik refahın daralması, göç politikalarının yaratacağı iş gücü açığı, olası bir Avro Bölgesi çıkışının ihracata vereceği zarar, bütçe açıkları ve enerjide dışa bağımlılığın artması gibi beş temel risk öne çıkıyor. Popülist hükümet politikalarının uzun vadede üretimi ortalama yüzde 10 daraltabileceği, bunun da Almanya için yaklaşık 450 milyar avroluk bir kayıp anlamına geleceği hesaplanıyor. Şirketlerin yüzde 93'ünün hukukun üstünlüğünü en önemli yatırım kriteri olarak görmesi de demokratik kurumların zarar görmesi halinde uluslararası yatırımların durabileceğine işaret ediyor.
Göçün durması halinde önümüzdeki 15 yılda 7 milyon kişilik bir iş gücü açığı oluşacağı öngörülüyor. Göçmenlerin bugün Doğu Almanya'nın gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 11'ini, ülke genelinin ise yüzde 14'ünü ürettiği belirtiliyor. AB ve Avro Bölgesi'nden çıkış senaryosunun 5 yıl içinde 700 milyar avro kayba ve 2,5 milyon istihdamın risk altına girmesine yol açabileceği, bu senaryoda Saksonya-Anhalt'ta hane gelirlerinin yüzde 6'dan fazla düşeceği hesaplanıyor. Mali tarafta ise AfD'nin vergi ve emeklilik vaatlerinin bütçede 180 milyar avroluk açık yaratacağı vurgulanıyor.
"Hayali Bir Alman Dünyası"
Halle Ekonomik Araştırma Enstitüsü (IWH) Başkanı Reint Gropp, AfD'nin yönetime gelmesi durumunda eyalet ekonomilerinin ciddi zarar göreceğini belirterek, partiye verilen desteğin ekonomik gerçeklerden çok artık var olmayan bir geçmiş özlemine dayandığını söyledi. Gropp'a göre AfD'li bir eyalette yıllık büyüme yüzde 0,5-1 arasında gerileyebilir.
Her 5 Doktordan Biri Yabancı
Uzmanlar, Almanya'da nitelikli iş gücü açığı ve emekliye ayrılan vatandaş sayısının arttığını, mevcut ekonomik büyümenin büyük ölçüde göçmenler sayesinde sürdürüldüğünü vurguluyor. Saksonya-Anhalt'ta gıda üretimi, inşaat, gastronomi ve lojistik sektörlerinde çalışanların yüzde 33-40'ını göçmenler oluştururken, eyalette görev yapan her 5 doktordan biri de yabancı uyruklu.
Saksonya-Anhalt'ta AfD Açık Ara Önde
6 Eylül'de sandığa gidilecek Saksonya-Anhalt'ta anketlerde AfD yüzde 42 ile açık ara birinci sırada, onu yüzde 22 ile CDU ve yüzde 13 ile Sol Parti izliyor. Yüzde 5 barajı sınırındaki SPD, Yeşiller, FDP ve BSW ise meclis dışında kalma riskiyle karşı karşıya. Diğer partilerin AfD'ye uyguladığı siyasi tecrit sürerken, parti bu eyalette tek başına hükümet kurmayı hedefliyor. Ülke ortalamasının yüzde 14 altında kişi başı gelire sahip olan eyalette nüfus hızla yaşlanıyor; önümüzdeki 10 yılda çalışma çağındaki nüfusun yüzde 13 azalması, 67 yaş üstü nüfusun ise yüzde 8 artması bekleniyor.
"Almanya'nın Sıcak Siyasi Sonbaharı"
ING Küresel Makro Araştırma Başkanı Carsten Brzeski, üç eyaletteki seçim sonuçlarının Berlin'deki siyasi iklimi belirleyeceğini, hatta mevcut koalisyon hükümetinin ömrünü kısaltabileceğini belirterek süreci "Almanya'nın sıcak siyasi sonbaharı" olarak tanımladı. Brzeski, AfD'nin ekonomi politikasının belirsizliklerle dolu olduğunu, parti programlarının incelendiğinde bütçede en büyük finansman açığına sahip yapının AfD olduğunu söyledi.
IWH'nin maliyet analizine göre AfD'nin seçim vaatleri yıllık yaklaşık 2,5 milyar avroluk finansman ihtiyacı doğururken, gösterilebilir tasarruf kalemleri yalnızca 243 milyon avroda kalıyor. Brzeski, vadedilen her avronun onda birinden azının karşılanabildiğini, ortaya çıkan en az 2,2 milyar avroluk açığın eyaletin toplam vergi gelirlerinin dörtte birine denk geldiğini belirtti. Bu rapor kamuoyuna açıklandıktan sonra da AfD'nin anketlerdeki yükselişinin sürdüğü kaydedildi.
