Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Orta Doğu’da tırmanan savaş ve artan gerilimle ilgili çok kapsamlı açıklamalarda bulundu. Bölgedeki gelişmelerin yalnızca askeri değil, siyasi, ekonomik ve sosyal sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Fidan, İslam ülkelerine doğrudan çağrı yaparak “İsrail’in oyununa gelmeyin” dedi.
Fidan’ın açıklamaları, hem bölgesel savaş riskine hem de küresel etkilerine dair dikkat çeken başlıklar içerdi.
Savaşın Boyutu Genişliyor
Fidan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan sürecin artık yalnızca iki ülke arasında bir gerilim olmaktan çıktığını, bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığını açık şekilde ifade etti.
Ortaya çıkan tablonun sadece askeri bir çatışma değil, aynı zamanda uluslararası hukuku da ihlal eden bir süreç olduğunu belirten Fidan, bu durumun dünya genelinde ciddi bir istikrarsızlık dalgası oluşturabileceğini söyledi.
Türkiye’nin bu süreçteki temel yaklaşımının başından beri değişmediğini vurgulayan Fidan, “Savaşın çıkmaması, çıkarsa durdurulması ve yayılmasının engellenmesi” hedefiyle hareket ettiklerini belirtti.
“Bir Numara Hedefimiz: Savaşı Durdurmak”
Fidan, konuşmasının en kritik bölümünde Türkiye’nin önceliğini net ifadelerle ortaya koydu.
Savaşın sadece bugünü değil, gelecek yılları da etkileyen kalıcı sonuçlar doğuracağına dikkat çeken Bakan, çatışmaların uzun vadede ülkeler arasında derin düşmanlıklara yol açacağını vurguladı.
Bu tür savaşların ardından iş birliği, kalkınma ve refah ortamının tamamen ortadan kalktığını ifade eden Fidan, bu senaryonun önüne geçilmesi gerektiğini söyledi.
Müzakere Trafiği Başladı
Fidan’ın açıklamalarında diplomasi başlığı öne çıktı.
Taraflar arasında doğrudan ya da dolaylı müzakerelerin başladığını belirten Fidan, özellikle Pakistan üzerinden mesajların iletildiğini ve bu sürecin Türkiye ile koordineli şekilde yürütüldüğünü açıkladı.
ABD ile İran arasındaki görüşmelerde tarafların başlangıç pozisyonlarının değiştiğini ifade eden Fidan, savaşın sahadaki etkilerinin müzakere masasına da yansıdığını söyledi.
Tarafların taleplerini yüksekten açmasının normal olduğunu belirten Fidan, asıl önemli olanın müzakerelerin kesilmemesi ve güven ortamının sağlanması olduğunu vurguladı.
İslam Ülkelerine Açık Uyarı
Fidan, bölgedeki en kritik risklerden birinin İslam ülkelerinin birbirine karşı pozisyon alması olduğunu söyledi.
Özellikle Körfez ülkelerinin İran saldırılarının hedefinde olduğunu hatırlatan Bakan, bu ülkelerin vereceği tepkilerin bölgesel savaşın büyümesine neden olabileceğini ifade etti.
Türkiye’nin hem İran’a hem de diğer ülkelere aynı mesajı verdiğini belirten Fidan, şu uyarıyı yaptı:
“Reaksiyon göstermeyin. Bu tür tepkiler uzun vadeli çatışmalar doğurur ve bu da tam İsrail’in istediği bir senaryodur.”
Bu açıklama, bölgede mezhep ve ülke temelli yeni bir çatışma dalgası riskine dikkat çekmesi açısından öne çıktı.
“Barışın Önündeki En Büyük Engel İsrail”
Fidan, mevcut süreçte barışın sağlanmasının önündeki en büyük engelin İsrail’in tutumu olduğunu açık şekilde ifade etti.
ABD’nin iç siyasetinde İsrail etkisinin güçlü olduğunu belirten Fidan, bu durumun savaşın devam etmesinde önemli rol oynadığını söyledi.
Savaşın başında belirlenen askeri hedeflerin büyük ölçüde gerçekleştiğini ifade eden Bakan, buna rağmen çatışmaların sürdürülmesinin uluslararası kamuoyunda soru işaretleri oluşturduğunu dile getirdi.
Enerji Krizi Kapıda
Fidan, savaşın sadece askeri değil ekonomik sonuçlarının da ağır olacağını vurguladı.
Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kritik önemine dikkat çeken Bakan, dünya enerji ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin bu bölgeden geçtiğini hatırlattı.
Bölgede yaşanacak bir kriz durumunda petrol ve doğal gaz akışının ciddi şekilde etkilenebileceğini belirten Fidan, bunun küresel enerji fiyatlarını doğrudan artıracağını söyledi.
Aynı zamanda gıda fiyatlarında da artış yaşandığını ve bunun birçok ülkeyi ekonomik olarak zorladığını ifade etti.
Türkiye Kritik Rol Üstleniyor
Fidan, Türkiye’nin bu süreçte hem diplomatik hem de stratejik açıdan önemli bir rol üstlendiğini söyledi.
Enerji ve ticaret yolları açısından Türkiye’nin bir merkez haline geldiğini belirten Bakan, krizlerin çözümünde Türkiye’nin arabulucu rolünün giderek daha fazla önem kazandığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü diplomasi trafiğinin de bu süreçte etkili olduğunu dile getirdi.
Bölgesel “Fitne” Uyarısı
Fidan, konuşmasında en dikkat çeken ifadelerden birini de bölgesel “fitne” vurgusuyla yaptı.
Bölgenin adım adım daha büyük bir çatışma planının içine çekildiğini belirten Bakan, bu sürecin Müslüman ülkeleri birbirine düşürmeyi hedeflediğini söyledi.
Türkiye’nin bir numaralı hedefinin bu fitnenin ortaya çıkmasını engellemek olduğunu vurguladı.
Hürmüz ve Küresel Etkiler
Fidan, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir krizin sadece bölgesel değil, küresel sonuçlar doğuracağını belirtti.
Enerji akışının kesintiye uğraması durumunda sanayi üretiminden tüketici fiyatlarına kadar birçok alanda ciddi dalgalanmalar yaşanacağını ifade etti.
Avrupa ve Asya ülkelerinin de bu gelişmeleri yakından takip ettiğini ve Türkiye’den bilgi talep ettiğini söyledi.
Türkiye’nin Net Stratejisi
Fidan, Türkiye’nin bu süreçteki politikasını açık şekilde ortaya koydu:
Savaşın durdurulması, bölgesel yayılmanın önlenmesi, diplomasi kanallarının açık tutulması ve kalıcı barışın sağlanması.
Türkiye’nin tüm diplomatik gücünü kullanarak bu hedef doğrultusunda çalıştığını belirten Bakan, sürecin zorlu ancak umut verici olduğunu ifade etti.
Haber: Mehmet REYHANLI
Kaynak: AA

