Amerikan askerlerinin bölgeye konuşlanmaya başladığı bu tarih, Orta Doğu için karanlık bir dönemin miladı oldu ve ABD'nin Körfez'deki kalıcı askeri varlığının temellerini attı.
"Özgürlük" Adı Altında Gelen Yıkım
1990'da atılan bu adım, Körfez Savaşı ve ağır ambargolarla devam ederken; asıl büyük yıkım 2003 yılında sözde "Irak'ı Özgürleştirme" yalanı ile gerçekleşti. ABD öncülüğündeki işgal güçleri, Saddam Hüseyin'i devirmek ve gelişen bir demokrasi kurmak bahanesiyle girdikleri ülkede taş üstünde taş bırakmadı.
Hadise (Haditha) Katliamı Kasım 2005'te Hadise kasabasında yaşananlar, işgalin acımasızlığını bir kez daha gözler önüne serdi. Yol kenarına yerleştirilen bir bombanın patlaması sonucu bir Amerikan askerinin ölmesinin ardından, ABD deniz piyadeleri intikam amacıyla evleri basarak aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların bulunduğu 24 silahsız masum sivili yakın mesafeden kurşuna dizdi.
Ebu Gureyb'de İnsanlık Onuru Ayaklar Altında Sadece sokaklarda değil, hapishanelerde de insanlık dışı suçlar işlendi. Ebu Gureyb Cezaevi'nde tutulan Iraklı mahkumlara Amerikan askerleri tarafından yapılan sistematik işkenceler, cinsel istismarlar ve aşağılayıcı muameleler dünya basınına sızdığında küresel çapta bir infial oldu.
1 Mayıs 2003'te ABD Başkanı George W. Bush "Görev Tamamlandı" pankartı önünde zafer ilan etse de, Irak halkı için cehennem yeni başlıyordu. Irak ordusunun ve istihbaratının lağvedilmesiyle sokaklar silahlı gruplara teslim edildi; ülke yıllarca sürecek bir kargaşa, mezhepsel iç savaş ve terör sarmalına itildi. "Demokrasi" vaadiyle işgal edilen Irak'ta yüz binlerce masum sivil hayatını kaybederken, milyonlarca insan yerinden edildi.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, 7 Ağustos 1990'da atılan o ilk askeri adımın, Irak'ı özgürleştirmek bir yana, ülkenin geleceğini tamamen karartan emperyalist bir işgal planının başlangıcı olduğu çok daha net görülüyor.
