Hürmüz Boğazı’nda büyüyen kriz yalnızca petrolü değil, teknoloji ve sağlık sektörünü de tehdit ediyor. Uzmanlara göre doğal gazdan elde edilen helyum arzında yaşanabilecek aksama, çip üretiminden MRI cihazlarına kadar birçok alanda küresel maliyet krizini tetikleyebilir.
ABD ile İran arasında iki ayı aşan gerilim, dünya enerji piyasalarında yeni bir kırılganlık dalgası oluşturdu. Küresel petrol ve LNG taşımacılığının kalbi olarak görülen Hürmüz Boğazı’nda yaşanan risk artışı, sadece enerji fiyatlarını değil teknoloji, sağlık, tarım ve sanayi üretimini de doğrudan etkileyebilecek bir süreci beraberinde getirdi.
Uzmanlar, petrol ve doğal gazın artık yalnızca yakıt olmadığını; plastik, petrokimya, gübre, medikal teknoloji, çip üretimi ve gıda zinciri için temel hammadde haline geldiğini vurguluyor. Özellikle Katar’ın dünya helyum üretimindeki kritik rolü nedeniyle Hürmüz’de yaşanabilecek olası bir aksamanın küresel teknoloji devlerini zor durumda bırakabileceği belirtiliyor.
“Hürmüz Dünya Ekonomisinin İki Gözü”
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Aydın, Hürmüz Boğazı’nın yalnızca enerji geçiş hattı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Aydın, boğazı “dünya ekonomisinin iki gözü” olarak tanımladı.
Petrol ve doğal gaz akışında yaşanacak bir aksamanın sadece akaryakıt fiyatlarını değil, sanayi üretiminden tarıma kadar geniş bir zinciri etkileyeceğini belirten Aydın, petrokimyasalların küresel ekonomi için stratejik önemine dikkat çekti.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre petrokimyasalların 2030’a kadar petrol talebi artışının üçte birinden fazlasını, 2050’ye kadar ise neredeyse yarısını oluşturacağı öngörülüyor.
Helyum Krizi Çip Üretimini Vurabilir
Prof. Dr. Levent Aydın, doğal gaz işleme süreçlerinden elde edilen helyumun kritik bir sanayi girdisi olduğunu belirterek özellikle çip üretimi, MRI cihazları, fiber optik sistemler ve hassas soğutma teknolojilerinde vazgeçilmez rol oynadığını ifade etti.
Katar’ın geçen yıl yaklaşık 1,8 milyon metreküp helyum üretimiyle dünyanın en büyük üreticileri arasında yer aldığını hatırlatan Aydın, Katar kaynaklı doğal gaz ve LNG zincirinde yaşanabilecek aksamanın Çin ve Almanya’daki teknoloji şirketlerinde şimdiden endişe oluşturduğunu söyledi.
Uzmanlara göre kriz derinleşirse yarı iletken üretim maliyetleri artabilir, elektronik ürün fiyatlarında küresel yükseliş yaşanabilir.
Trump Yönetimi İçin Yeni Baskı Unsuru
Aydın, Hürmüz’deki gerilimin yalnızca Asya ekonomilerini değil ABD yönetimini de zorlayabileceğini belirtti. Özellikle petrol fiyatları, navlun, sigorta, gübre, petrokimya ve tüketici elektroniği maliyetlerindeki yükselişin Washington üzerinde ekonomik ve siyasi baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.
ABD’de enflasyonla mücadele politikalarının Hürmüz kaynaklı maliyet artışları nedeniyle yeni bir sınav verebileceği ifade edilirken, Fed’in olası para politikası değişikliklerinin de süreci daha hassas hale getirebileceği belirtiliyor.
Gübre ve Gıda Fiyatlarında Domino Etkisi
Uzmanlara göre doğal gaz akışındaki olası kesinti yalnızca enerji sektörünü değil tarım ve gıda güvenliğini de doğrudan etkileyebilir. Azotlu gübre üretiminde doğal gazın hem yakıt hem hammadde olarak kullanılması nedeniyle maliyet artışlarının tarımsal üretime hızla yansıyabileceği belirtiliyor.
Doğal gazdan elde edilen hidrojenin azotla birleşmesi sonucu amonyak üretildiğini belirten uzmanlar, amonyağın da üre ve amonyum nitrat gibi gübrelerin temel hammaddesi olduğunu ifade ediyor. Bu nedenle enerji akışındaki her aksamanın zincirleme şekilde gıda fiyatlarına kadar ulaşabileceği değerlendiriliyor.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimin uzaması halinde petrol ve LNG krizinin çok daha geniş bir ekonomik dalgaya dönüşebileceği belirtiliyor. Çip üretiminden medikal cihazlara, plastik sektöründen tarım ürünlerine kadar birçok alanda yeni maliyet artışlarının gündeme gelmesinden endişe ediliyor.
