Tarihte Bugün: Bangladeş'in Kurucusu 15 Ağustos 1975'te Ailesiyle Birlikte Katledildi

Tarihte Bugün: Bangladeş'in Kurucusu 15 Ağustos 1975'te Ailesiyle Birlikte Katledildi

Bangladeş'in kurucu lideri ve ülkenin ilk cumhurbaşkanı Şeyh Muciburrahman, 15 Ağustos 1975 sabahı Dakka'daki evinde düzenlenen askeri darbede eşi, üç oğlu ve diğer aile fertleriyle birlikte öldürüldü.

Suikastı, ordudan bir grup orta rütbeli subay gerçekleştirdi. Baskın sırasında evde bulunmayan iki kızı — daha sonra Bangladeş başbakanlığı yapacak olan Şeyh Hasina ve kız kardeşi Şeyh Rehana — o sırada yurt dışında oldukları için hayatta kaldı.

Muciburrahman kimdi, ülke için ne yaptı?

Muciburrahman, Doğu Pakistan'a siyasi özerklik talep eden Avami Ligi'nin kurucularındandı. Parti, 1970'te Pakistan genel seçimlerinde açık ara birinci çıktı ancak iktidar kendisine devredilmedi. Bu gerilim 1971'de Pakistan ordusunun sert bir müdahalesine yol açtı; Muciburrahman tutuklandı, Avami Ligi ise sürgünde bir hükümet kurup Hindistan'ın da desteğiyle Bangladeş Bağımsızlık Savaşı'nı yürüttü. Savaş, Pakistan'ın teslim olmasıyla sona erdi ve bağımsız Bangladeş devleti doğdu. Muciburrahman, 7 Mart 1971'de yaptığı ve halkı bağımsızlık mücadelesine hazırlayan konuşmasıyla tanınır; bu konuşma UNESCO'nun Dünya Belleği Sicili'ne kaydedildi.

Bağımsızlık sonrasında sırasıyla cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık görevlerini üstlendi. Ancak yönetimi zamanla tartışmalı hale geldi: Ülkede yolsuzluk iddiaları arttı, ekonomik kriz ve kıtlık koşulları yaşandı, yönetim giderek otoriterleşti. 1975'in başında Muciburrahman anayasayı değiştirerek tüm partileri kapattı ve tek parti sistemine (BAKSAL) geçti. Darbeyi düzenleyen subaylar da eylemlerini kısmen bu otoriter dönüşüme tepki olarak gerekçelendirdi.

Darbe nasıl gerçekleşti?

15 Ağustos sabahı erken saatlerde bir grup asker, Dakka'nın Dhanmondi semtindeki 32 numaralı evi bastı. Muciburrahman ve aile fertleri silahlarla öldürüldü; darbede toplam 47'den fazla kişi hayatını kaybetti. Darbenin ardından Muciburrahman'ın yakın çalışma arkadaşı Handakâr Muştak Ahmed, subayların desteğiyle iktidarı devraldı ve darbeci subaylara dokunulmazlık sağlayan bir kararname yayımladı. Bu kararname, yıllar sonra Şeyh Hasina'nın başbakanlığı döneminde iptal edilerek darbecilerin bir kısmı yargılandı ve idam edildi.

Ülke için iyi miydi? Tartışma bugün de sürüyor

Muciburrahman'ın mirası Bangladeş'te hâlâ keskin biçimde tartışılıyor. Kızı Şeyh Hasina'nın 2009-2024 arasındaki uzun iktidarı boyunca babası "Bangabandhu" (Bengal'in Dostu) ve "milletin babası" sıfatıyla resmi ideolojinin merkezine oturtuldu; heykelleri, müzeleri ve adına anıtlar ülke geneline yayıldı. Ancak Ağustos 2024'te öğrenci öncülüğündeki halk ayaklanmasıyla Hasina iktidardan düşüp Hindistan'a kaçınca, tablo hızla değişti. Protestocular Muciburrahman'ın heykellerini yıktı, Dakka'daki eski evi olan Bangabandhu Anı Müzesi'ni 2025 Şubatında buldozerlerle yerle bir etti, ara hükümet ise 15 Ağustos'un resmi tatil statüsünü kaldırdı ve ders kitaplarında Muciburrahman'ı artık "milletin babası" olarak tanımlamamaya başladı. Birçok genç Bangladeşli, onun mirasını artık bağımsızlıkla değil, kızının otoriter yönetimi altında yaşanan baskı ve şiddetle özdeşleştiriyor.

Buna karşılık savunucuları, Muciburrahman'ın bağımsızlık mücadelesindeki rolünün ve 7 Mart konuşmasının tartışmasız tarihsel önemini vurguluyor; ona yönelik tepkinin esas olarak kızının rejimine duyulan öfkeden kaynaklandığını savunuyor. Sonuç olarak Muciburrahman'ın mirası, bağımsızlık kahramanlığı ile otoriter tek parti dönemi arasında bugün de Bangladeş siyasetinin en tartışmalı konularından biri olmayı sürdürüyor.

Haber Merkezi
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ