Darbe ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedildi, hükümet görevden alındı, 1961 Anayasası'nın büyük bölümü yürürlükten kaldırıldı ve ülke genelinde sıkıyönetim ilan edildi. Bu makale, darbeye giden süreci, 12 Eylül sabahı yaşananları ve darbenin Türkiye siyasi hayatında bıraktığı izleri tarafsız bir çerçevede ele almaktadır.
Darbe Öncesi Türkiye: Siyasi ve Ekonomik Kriz
1970'lerin ikinci yarısında Türkiye, hem ekonomik hem de siyasi açıdan ağır bir kriz dönemi yaşadı. Petrol krizinin etkisiyle döviz sıkıntısı, yüksek enflasyon ve işsizlik ülke genelinde etkisini gösterdi. Bu dönemde art arda kurulan koalisyon hükümetleri istikrarlı bir yönetim sağlayamadı; Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel liderliğindeki hükümetler sık sık değişti.
Aynı dönemde sağ ve sol siyasi gruplar arasındaki sokak çatışmaları giderek yoğunlaştı. Üniversitelerde, kentlerde ve kırsal bölgelerde yaşanan silahlı çatışmalarda çok sayıda kişi hayatını kaybetti. 1978'de Kahramanmaraş'ta, 1980 başında Çorum'da yaşanan toplu olaylar bu gerilimin somut örnekleri arasında yer aldı. Ayrıca dönemin Cumhurbaşkanlığı seçimi de Meclis'te art arda yapılan oylamalara rağmen sonuçlandırılamadı ve ülke yaklaşık bir yıl cumhurbaşkanı olmadan yönetildi.
12 Eylül Sabahı: Darbe Nasıl Gerçekleşti
12 Eylül 1980 sabah saatlerinde radyo ve televizyondan okunan bildiriyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koyduğu duyuruldu. Orgeneral Kenan Evren tarafından okunan bildiride, ülkede yaşanan can güvenliği sorunlarının, siyasi istikrarsızlığın ve ekonomik krizin bu müdahaleyi gerekli kıldığı belirtildi.
Darbeyle birlikte Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün görev süresi zaten dolmuş durumdaydı; Başbakan Süleyman Demirel liderliğindeki hükümet görevden uzaklaştırıldı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu feshedildi. Tüm siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu, sokağa çıkma yasakları ilan edildi ve yurt genelinde sıkıyönetim yürürlüğe kondu.
Milli Güvenlik Konseyi Dönemi
Darbenin ardından ülke yönetimi, Kenan Evren başkanlığında kurulan Milli Güvenlik Konseyi'ne devredildi. Konsey, kara, deniz, hava kuvvetleri komutanları ile Jandarma Genel Komutanı'ndan oluştu. Milli Güvenlik Konseyi, yasama ve yürütme yetkilerini kendi bünyesinde topladı; Bülend Ulusu başkanlığında sivillerden oluşan bir hükümet kuruldu, ancak bu hükümet Konsey'in denetiminde çalıştı.
Bu dönemde yerel yönetimlerdeki belediye başkanları görevden alındı, sendikaların ve meslek örgütlerinin faaliyetleri durduruldu, basına sıkı denetim getirildi.
Siyasi Partilerin Kapatılması ve Kitlesel Tutuklamalar
Darbenin ardından başta Cumhuriyet Halk Partisi ve Adalet Partisi olmak üzere tüm siyasi partiler kapatıldı; parti liderleri ve üst düzey yöneticileri çeşitli sürelerle gözaltına alındı veya siyaset yasağı ile karşılaştı. Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel de bu dönemde tutuklananlar arasında yer aldı.
Sıkıyönetim döneminde yüz binlerce kişi gözaltına alındı; çok sayıda kişi hakkında askeri mahkemelerde davalar açıldı. Diyarbakır, Mamak ve Metris cezaevleri bu dönemde açılan davalar ve tutuklamalarla gündeme geldi. Dönem boyunca idam cezaları infaz edildi; aralarında Erdal Eren ve Mustafa Pehlivanoğlu'nun da bulunduğu kişiler bu dönemde idam edildi. Gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde işkence iddiaları, sonraki yıllarda insan hakları örgütleri ve bazı mahkeme süreçlerinde sıkça gündeme gelen bir konu oldu.
1982 Anayasası ve Referandum
Milli Güvenlik Konseyi gözetiminde hazırlanan yeni anayasa taslağı, 7 Kasım 1982'de halkoyuna sunuldu. Referandumda anayasanın kabulü, aynı zamanda Kenan Evren'in cumhurbaşkanı seçilmesi anlamına geliyordu; anayasa oylaması ile cumhurbaşkanlığı oylaması birlikte yapıldı. Yüksek bir katılım oranıyla gerçekleşen referandumda anayasa kabul edildi ve Kenan Evren cumhurbaşkanı oldu.
1982 Anayasası, yürütmeyi güçlendiren, temel hak ve özgürlükler alanında sınırlayıcı hükümler içeren bir metin olarak yürürlüğe girdi. Anayasa üzerinde sonraki yıllarda çok sayıda değişiklik yapıldı, ancak temel çerçevesi uzun yıllar yürürlükte kaldı.
Sivil Yönetime Dönüş
Milli Güvenlik Konseyi döneminin ardından 1983 yılında genel seçimler yapıldı. Bu seçimlere yalnızca askeri yönetimin onay verdiği sınırlı sayıda parti katılabildi. Seçimleri Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi kazandı ve sivil hükümete geçiş süreci başladı. Eski siyasi partilerin liderlerine getirilen siyaset yasağı ise 1987 yılında yapılan bir referandumla kaldırıldı.
Darbenin Tarihi Değerlendirmesi
12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye siyasi tarihinde hâlâ tartışılan bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Darbeyi destekleyenler, dönemin sokak çatışmalarına ve can kayıplarına son verdiğini, ekonomik istikrarın yeniden sağlanmasının önünü açtığını savunur. Eleştirenler ise dönemde yaşanan kitlesel tutuklamaları, işkence iddialarını, idamları ve temel hak ve özgürlüklere getirilen kısıtlamaları öne çıkararak darbeyi Türkiye demokrasi tarihinin en ağır kesintilerinden biri olarak değerlendirir.
Darbenin failleri hakkında yıllar sonra açılan yargı süreçleri de kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. 2012 yılında başlayan davada, o dönem hayatta olan darbenin üst düzey sorumluları yargılandı. Böylece 12 Eylül, hem tarihsel bir olay hem de uzun yıllar süren bir hukuki ve toplumsal hesaplaşma süreci olarak Türkiye gündeminde yer almaya devam etti.
