Yağlı Karaciğer Hastalığı Sessizce Yayılıyor: Milyonlarca Kişi Farkında Değil

Yağlı Karaciğer Hastalığı Sessizce Yayılıyor: Milyonlarca Kişi Farkında Değil

İngiltere'de yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, yağlı karaciğer hastalığının son yirmi yılda hızla yaygınlaştığını ortaya koydu.

Londra'daki Barts Karaciğer Merkezi'nden araştırmacılar, yaklaşık 12 milyon kişinin sağlık kayıtlarını inceleyerek 365 bin 797 yetişkinde metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer hastalığı (MASLD) tanısı tespit etti. Kayıtlı vaka sıklığı 2012'de yüzde 0,52 iken 2022'de yüzde 2,42'ye yükseldi; bu da yaklaşık beş kat artışa işaret ediyor. Uzmanlar, gerçek toplumsal yaygınlığın bu rakamların çok üzerinde olabileceğini belirtiyor.

Artışın Arkasındaki Nedenler

Modern yaşam tarzının getirdiği metabolik sorunlar, hastalığın hızlı yayılmasında başlıca rolü oynuyor. Obezite, insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve yüksek kolesterol; işlenmiş gıda tüketiminin artması ve fiziksel aktivitenin azalmasıyla birlikte karaciğerde yağ birikimini hızlandırıyor.

Türkiye'de de Ciddi Bir Sorun

Türkiye'de 31 şehirde yürütülen ulusal bir araştırmada, en az bir kardiyometabolik risk faktörü taşıyan yetişkinlerin yüzde 75,7'sinde MASLD saptandı. 2026 tarihli bir başka çok merkezli çalışmada ise risk grubundaki yetişkinlerin yüzde 57,5'inde hastalık tespit edildi; oran erkeklerde yüzde 59,8, kadınlarda yüzde 55,1 olarak ölçüldü.

En Büyük Tehlike: Belirti Vermeden İlerliyor

Hastalığın en riskli yönü, erken evrelerde çoğu kişide hiçbir belirtiye yol açmaması. Kişi kendini tamamen sağlıklı hissederken karaciğerde yağlanma ve hatta ileri düzeyde fibrozis gelişebiliyor. Rutin karaciğer testlerinin normal çıkması da hastalığı kesin olarak dışlamıyor. İleri evrelerde sarılık, karında şişme, kolay morarma ve kas kaybı gibi ciddi bulgular ortaya çıkabiliyor.

FIB-4 Testi Riski Belirliyor

Rutin kan tahlillerinden hesaplanan FIB-4 skoru, karaciğerdeki fibrozis riskinin değerlendirilmesinde ilk basamak olarak kullanılıyor. Türkiye'de yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada katılımcıların yüzde 12'sinde yüksek FIB-4 skoru saptandı; erkek cinsiyet, tip 2 diyabet ve hipertansiyon bu yüksek riskle bağımsız olarak ilişkilendirildi.

Erken Teşhis Süreci Tersine Çevirebiliyor

Hastalık erken evrede fark edildiğinde ilerlemesi durdurulabiliyor, hatta karaciğerdeki yağlanma geriletilebiliyor. Tedavinin temelini kilo kaybı, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme ile eşlik eden diyabet, hipertansiyon ve kolesterol sorunlarının kontrol altına alınması oluşturuyor. Özellikle fazla kilosu, diyabeti, insülin direnci ya da kolesterol yüksekliği bulunan kişilerin herhangi bir şikayeti olmasa dahi karaciğer açısından değerlendirilmesi öneriliyor.

Haber merkezi
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ