Hatay Devleti Millet Meclisi, aldığı tarihi ve oybirliğiyle onaylanan kararla bağımsızlığından feragat ederek anavatan Türkiye'ye katılma kararı almıştır.
"Kırk Asırlık Türk Yurdu Düşman Elinde Esir Kalamaz"
Hatay'ın Türkiye'ye katılması süreci, Cumhuriyetin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün üstün diplomatik dehası, ileri görüşlülüğü ve sarsılmaz kararlılığının bir sonucudur. Atatürk, Hatay meselesini diplomatik bir kriz olmaktan çıkarıp "Benim şahsi meselemdir" diyerek sahiplenmiş ve hastalığının en ağır seyrettiği dönemlerde dahi bu uğurdaki çalışmalarından taviz vermemiştir.
Zorlu Süreç: 1921 Ankara Antlaşması ile Fransa'nın mandası altındaki Suriye sınırları içinde kalan Hatay (İskenderun Sancağı), Atatürk'ün uzun vadeli stratejileri ve Milletler Cemiyeti nezdindeki yoğun baskıları sayesinde uluslararası platformda sürekli gündemde tutuldu.
Bağımsızlık Adımı (1938): Yürütülen zeki siyasetin ilk büyük meyvesi olarak 2 Eylül 1938'de İskenderun Sancağı bağımsızlığını ilan etti ve "Hatay Devleti" adını aldı. Cumhurbaşkanlığına Tayfur Sökmen, Başbakanlığa ise Abdurrahman Melek seçildi.
29 Haziran 1939: Mecliste Alınan Tarihi Karar
Bağımsız Hatay Devleti'nin mevcudiyeti, bölgedeki Türk nüfusun nihai hedefine ulaşması için atılmış çok güçlü bir geçiş aşamasıydı. Hedef, başından beri anavatan ile birleşmekti.
Oybirliği ile Gelen Zafer: 29 Haziran 1939 tarihinde toplanan Hatay Devleti Meclisi, tarihi bir oturuma imza attı. Yapılan oylamada, tüm milletvekillerinin oybirliğiyle aldığı karar neticesinde Hatay Devleti'nin Türkiye Cumhuriyeti'ne katılması resmi olarak kabul edildi.
Varlığına Son Verdi: Bu şanlı kararın hemen ardından Hatay Devleti kendi siyasi varlığına son vererek Türkiye'nin ayrılmaz bir parçası oldu.
63. Vilayet: Kısa bir süre sonra, 7 Temmuz 1939'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kabul edilen teşkilat yasası ile Hatay, Türkiye Cumhuriyeti'nin 63. vilayeti olarak haritadaki onurlu ve kalıcı yerini aldı.
Tek Kurşun Atılmadan Kazanılan Toprak
Hatay'ın anavatana katılması, savaş meydanlarında değil, tamamen uluslararası hukukun ve diplomasi masasının gücü kullanılarak elde edilmiş dünyadaki nadir başarılardan biridir. Bu tarihi adım, Türkiye'nin barışçıl dış politikasının ve Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesinin en somut eseridir.
Haber merkezi