<h3 data-end="186" data-start="41"><strong data-end="186" data-start="41">1917’den bu yana Filistin halkına sistematik yıkım uygulayan İsrail, bugün saldırılarını bölge ülkelerine de taşıyor. Dünya ise yine susuyor.</strong></h3> <div data-end="665" data-start="188">Filistin’de yaşananlar bir günde başlamadı. Bugün Gazze’de, Batı Şeria’da ve işgal altındaki Filistin topraklarında görülen yıkımın kökleri 1917 yılına kadar uzanıyor. O tarihten sonra kurulan siyasi düzen, Filistinlilerin toprağından koparılmasının, evlerinden edilmesinin, kuşatma altına alınmasının ve yıllar boyunca sistematik biçimde hedef alınmasının önünü açtı. Aradan geçen bunca yılın ardından değişen tek şey, kullanılan silahların ve yıkımın boyutunun büyümesi oldu.</div> <div data-end="1083" data-start="667">Filistin halkı bir asrı aşkın süredir aynı tabloyla karşı karşıya kalıyor. Evler bombalanıyor, mahalleler yok ediliyor, siviller öldürülüyor, kadınlar ve çocuklar yaşamını yitiriyor. Hastaneler, ambulanslar, ibadethaneler ve yaşam alanları hedef alınıyor. Her saldırının ardından aynı cümleler kuruluyor, aynı açıklamalar yapılıyor, aynı “endişe duyuyoruz” mesajları veriliyor. Ama sahada değişen hiçbir şey olmuyor.</div> <div data-end="1117" data-start="1085"><strong data-end="1117" data-start="1085">Bu Saldırılar Rastgele Değil</strong></div> <div data-end="1435" data-start="1119">Ortada anlık bir öfke, kontrolsüz bir savaş ya da rastgele gelişen bir tablo yok. Ortada yıllardır süren sistematik bir yıkım politikası var. Filistinlileri topraksız bırakmaya, yaşadığı alanları daraltmaya, şehirleri yaşanmaz hale getirmeye ve bir halkı kendi vatanında nefessiz bırakmaya dayanan bir düzen işliyor.</div> <div data-end="1888" data-start="1437">Bugün gelinen noktada bu saldırganlık yalnızca Filistin’le sınırlı da kalmıyor. İsrail, artık canı istediği ülkeye saldırı düzenleyen, sınır tanımayan, hukuk tanımayan ve uluslararası tepkiyi dikkate almayan bir çizgide hareket ediyor. Filistin’de yıllardır cezasız kalan saldırılar, şimdi bölgenin diğer ülkelerine yönelmiş durumda. Yani mesele artık sadece Filistin meselesi değil; cezasız bırakılmış bir saldırganlığın bölgesel yayılma meselesidir.</div> <div data-end="1919" data-start="1890"><strong data-end="1919" data-start="1890">Dünya Neden Durduramıyor?</strong></div> <div data-end="2098" data-start="1921">En büyük soru burada ortaya çıkıyor. Madem uluslararası hukuk var, madem savaş suçu tanımları var, madem insan hakları sözleşmeleri var; o halde bu katliam neden durdurulamıyor?</div> <div data-end="2533" data-start="2100">Çünkü dünya düzeni hukukla değil, güçle işliyor. Güçlü olan korunuyor, desteklenen dokunulmaz hale geliyor. Başka ülkeler söz konusu olduğunda çok hızlı harekete geçen uluslararası sistem, İsrail karşısında ya sessiz kalıyor ya da göstermelik tepkilerle yetiniyor. Açıklamalar yapılıyor ama yaptırım gelmiyor. Kınamalar yayımlanıyor ama durduran bir adım atılmıyor. Toplantılar yapılıyor ama bombalar yine sivillerin üzerine düşüyor.</div> <div data-end="2570" data-start="2535"><strong data-end="2570" data-start="2535">Çifte Standart Açıkça Görülüyor</strong></div> <div data-end="2983" data-start="2572">Geçmişte bazı ülkelere yönelik müdahalelerde dünya çok daha hızlı hareket etti. Saddam’a da, Kaddafi’ye de “uluslararası müdahale” adı altında sert adımlar atıldı. Aynı devletler, aynı kurumlar ve aynı küresel aktörler, bugün Filistin’de ve bölgede yaşanan yıkım karşısında aynı kararlılığı göstermiyor. Bu tablo, uluslararası sistemde çifte standardın artık gizlenemeyecek kadar açık hale geldiğini gösteriyor.</div> <div data-end="3246" data-start="2985">Bir yerde petrol, stratejik çıkar ya da küresel hesap devreye girince müdahale gecikmiyor. Ama söz konusu Filistin olunca insan hakları söylemleri kâğıt üstünde kalıyor. Çocukların ölümü manşet oluyor ama o manşetlerin arkasından caydırıcı hiçbir adım gelmiyor.</div> <div data-end="3277" data-start="3248"><strong data-end="3277" data-start="3248">Asıl Güç Nereden Geliyor?</strong></div> <div data-end="3693" data-start="3279">İsrail’in bu kadar pervasız hareket etmesinin sebebi yalnızca askeri gücü değil. Asıl sebep, arkasındaki siyasi koruma kalkanı. Bu koruma sayesinde uluslararası hukuk işletilmiyor, alınan kararlar etkisiz kalıyor, saldırılar fiilen cezasız bırakılıyor. Bir devlet sürekli olarak hukuk ihlali yaptığı halde hiçbir gerçek bedel ödemiyorsa, orada sadece saldırgan değil, o saldırganı koruyan düzen de sorgulanmalıdır.</div> <div data-end="3896" data-start="3695">Bugün sorulması gereken soru sadece “İsrail neden saldırıyor?” değildir. Asıl soru şudur: Bu katliam düzenine kim göz yumuyor, kim cesaret veriyor, kim sessiz kalarak bu yıkımın sürmesine ortak oluyor?</div> <div data-end="3930" data-start="3898"><strong data-end="3930" data-start="3898">Sonuç Değil, Süren Bir Utanç</strong></div> <div data-end="4161" data-start="3932">Filistin’de olan biten şey basit bir savaş değil. Bu, uzun yıllardır devam eden sistematik bir yıkımın son halkasıdır. Ve artık bu saldırganlık bölge ülkelerine de yayılmaktadır. Dünya ise bütün bunları izlemeye devam etmektedir.</div> <div data-end="4285" data-start="4163">İnsanlık susuyor.<br data-end="4183" data-start="4180">Katiller durmuyor.<br data-end="4204" data-start="4201">Ve bu sessizlik sürdükçe, sadece şehirler değil, insanlığın vicdanı da yıkılıyor.</div> <h5 data-end="4309" data-start="4287">Haber: Mehmet REYHANLI</h5> <div data-is-only-node="" data-is-last-node="" data-end="4338" data-start="4311"></div>