Mağrur Kumandan, Gel de Ordularını Kurtar!

Mağrur Kumandan, Gel de Ordularını Kurtar!

Takvimler 30 Ağustos 1922'yi gösterdiğinde, Anadolu'nun bağrında üç yıldır süren kanlı bir mücadele, Türk milletinin lehine nihai sonucuna ulaştı. Zafertepe'de, top sesleri ve "Allah Allah" nidaları arasında bir milletin yeniden doğuşu gerçekleşti.

Bugün 104. yılında andığımız bu zafer, sadece bir savaşın kazanılması değil, yok edilmek istenen bir milletin tarih sahnesine kendi eliyle, kendi azmiyle yeniden yazılmasıdır.

Büyük Taarruz'un Fitili Ateşlendi

26 Ağustos 1922 sabahı, Batı Cephesi'nde sessizlik bir anda dağıldı. Mustafa Kemal Paşa'nın komutasındaki Türk ordusu, aylardır sabırla hazırlanan Büyük Taarruz'u başlattı. Afyon önlerinde şafak topların gürlemesiyle söktü. Düşman hatları art arda yarıldı, Yunan ordusunun 5. Tümeni kuşatıldı ve 28-29 Ağustos günlerinde büyük bir bozguna uğratıldı. Komutanlar, düşmanın çekilme yollarını keserek muharebeyi kesin sonuca ulaştırma kararını aldı. Artık geri dönüş yoktu; Türk ordusu, yedi yıldır süren işgale son noktayı koymak üzere ilerliyordu.

(İngiliz destekli yunan piyadeleri afyonkarahisar'da mevzide)

Başkumandanlık Meydan Savaşı ve Zafertepe

30 Ağustos günü, Yunan cepheleri tamamen çökmüştü. Dağılan, paniğe kapılan ve askeri disiplini bozulan düşman ordusunun imhası için son perde açıldı. Mustafa Kemal Paşa, diğer komutanların "ateş hattına giriyorsunuz" uyarılarına rağmen bizzat savaş alanına indi ve karargahını Zafertepe'ye kurdu. Ayakları kısaltılmış bir batarya dürbünüyle harekatı bizzat yönetti. Tarihe Başkumandanlık Meydan Savaşı olarak geçen bu muharebede, Mehmetçik son darbeyi indirdi.

"Hacianestis! Mağrur Kumandan! Gel de Ordularını Kurtar Şimdi!"

Zaferin en çarpıcı sahnesi, tam da bu meydanda yaşandı. Aylar önce İzmir'de gazetecilere "karşımda Mustafa Kemal diye birini göremedim" diyerek küçümseyen Yunan Küçük Asya Ordusu Başkumandanı Georgios Hacianestis, artık elinde komuta edecek bir ordu bulamıyordu. Mustafa Kemal Paşa, Zafertepe'den cepheye doğru haykırdı: "Hacianestis! Mağrur kumandan! Neredesin? Gel de, ordularını kurtar şimdi!" Bu haykırış, yalnızca bir meydan okuma değil, yıllarca hafife alınan bir milletin verdiği en net cevaptı. Hacianestis'in ordusu artık yoktu; Anadolu'da bir zamanlar mağrur yürüyen ordudan geriye kaçış ve teslimiyet kalmıştı.

"Ordular, İlk Hedefiniz Akdeniz'dir, İleri!"

Başkumandanlık Meydan Savaşı'nın kazanılmasının ardından Mustafa Kemal Paşa, kaçan düşmanın takip edilmesi ve üç koldan Ege'ye doğru ilerlenmesi talimatını verdi. 1 Eylül 1922'de verdiği tarihi emir, Türk askerinin azmini tüm dünyaya duyurdu: "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" Bu emirle başlayan takip harekatı, birkaç hafta içinde İzmir'in kurtuluşuna ve işgal kuvvetlerinin Anadolu topraklarından tamamen temizlenmesine uzandı.

(Başkomutan Orduyu teftişte)

Bir Milletin Yeniden Dirilişi

30 Ağustos Zaferi, yüzyıllar boyunca yenilgi üstüne yenilgi yaşamış bir milletin, tarihin akışını kendi eliyle değiştirdiği andır. Bu zafer, yalnızca bir toprak parçasının kurtarılması değil, esareti reddeden bir iradenin, azmin ve inancın destanıdır. Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde silaha sarılan Mehmetçik, işgalci kuvvetleri Anadolu topraklarından söküp attı ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini bu zaferin üzerine attı.

Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de Bayramı

30 Ağustos, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bayramı olarak da kutlanıyor. Türkiye genelinde bugün düzenlenen resmi törenlerde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ve Anıtkabir'de çelenk sunma programları gerçekleştiriliyor, kentlerde geçit törenleri ve etkinliklerle 104. yıl dönümü coşkuyla anılıyor. Bu topraklarda özgürce yaşayabiliyorsak, bunu 30 Ağustos 1922'de Zafertepe'de, Dumlupınar'da ve Anadolu'nun dört bir yanında canını ortaya koyan şehitlerimize ve gazilerimize borçluyuz.

Ne mutlu bu zaferi 104 yıl sonra bugün hâlâ gururla anabilen, bağımsızlığın kıymetini bilen bir millete mensup olana.

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun.

Haber Merkezi

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ