Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) karşı devletin ve milletin yanında cansiperane mücadele edenlerin bir şekilde başlarına olumsuz bir şey geldiği kanaati gittikçe yaygınlaşıyor. “FETÖ ile mücadele cezasız kalmaz” deyişi adete gerçek hale geldi.

17-25 Aralık’tan bu yana özellikle FETÖ konusunda çokça haberle muhatap olmuş, bu konuda mücadele eden çok önemli insanlarla karşılaşmış, süreci yakından takip etmiş bir gazeteci olarak verecek çok örneğim var.
Ancak bu meseleyi tek örnek üzerinden aktarmak istiyorum. Eski İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato’nun başına gelenler ve Bato’nun 15 Temmuz öncesi yaptıkları. Tamamen kişisel yaşadıklarım üzerinden anlatmak istiyorum.
İzmir’de Emniyet yetkilileriyle yaptığım görüşmenin ardından aldığım bilgiler beni dehşete düşürmüştü. Birlikte İzmir’e gittiğimiz o zamanki yargı muhabirimiz Osman Özgan’a mutlaka Başsavcı’ya gitmemiz gerektiğini söyledim.
Başsavcı Mustafa Doğru bizi kabul etti, durumu anlattık. “Konuyla ilgili soruşturmayı Başsavcı Vekili Okan Bato yürütüyor, bütün bilgiler onda” deyip bizi Başsavcı Vekili Bato’ya yönlendirdi. Kendimizi tanıttık, olayla ilgili sorularımızı yöneltince Bato, “Alın şu sandalyeleri koridorda konuşalım. Bu şerefsizler odayı dinliyor olabilirler” dedi.
İzmir Adliyesi’nin koridorlarında sohbete başladık. Bilgileri, Emniyet yetkililerinden daha taze aldığım için soru üstüne soru sordum. Okan Bato, sorularıma cevap vermekten yorulmuş olacak ki, “Eee, artık çok şey biliyorsunuz” deyip tekrar odasına döndük. Çekmeceden bir dosya çıkardı ve “Bütün sorularınızın cevabı burada” dedi.
Teşekkür edip odadan çıkarken, tekrar sesini yükseltti, “Bu arada sakın haberlerinizde İzmir Casusluk Karşı Soruşturması yazmayın. Bu; karşı soruşturma değil, bu soruşturma TSK içerisindeki FETÖ yapılanmasına yönelik soruşturmadır” dedi.
Ankara’ya döner dönmez dosyayı satır satır okuyunca bir yandan dehşete kapılırken, diğer yandan umutlandık. Nitekim TSK içerisindeki hain yapılanmaya yönelik Türk yargısı harekete geçmişti. Bato’nun soruşturma dosyasından 2 manşet yazabildik. 14 Temmuz 2016 Perşembe manşetimiz “18 PAŞAYA FETÖ SUÇLAMASI”, 15 Temmuz 2016 yani darbenin yapıldığı günkü manşetimiz, “TSK BİLE PES ETTİ” idi.
O gece Fetullahçı hainler darbeye kalkıştı, Okan Bato’nun soruşturmadaki tüm tespitleri fazlasıyla gerçek çıktı. Soruşturmada Bato’nun tespit ettiği isimlerin tamamı darbeye kalkışanlar arasında yer aldı. Bato’nun soruşturmasına yardımcı olmayanlar o gece derdest edildi. Ancak kimileri daha sonra kahraman olup terfiler bile aldı.
Okan Bato, ilk günlerde kahraman ilan edildi, darbeyi öne çektiren ve başarısızlığa uğratan isim olarak alkışlandı. Soruşturması FETÖ ile mücadelede rehber edinildi. Ortaya koyduğu yöntemlerle TSK içerisindeki diğer FETÖ’cülere ulaşıldı.
Gel zaman git zaman, birileri yeniden ağlarını örmeye başladı. Bato ile ilgili FETÖ’vari yöntemler devreye alındı. Yavaş yavaş itibar suikastları başladı. Bato’nun yetkisi alındı, sonra soruşturmalar başladı. Emekli olmak zorunda kaldı.
Sonra ne mi oldu; Bato yargılandı, hüküm giydi. Üstelik Yargıtay Ceza Kurulu tarafından bile cezası onandı. Niye mi? Eşi Müge Bato’ya babasından kalan miras, Okan Bato için “kaynağı belli olmayan mal varlığı” olarak değerlendirildi. En adi şekilde saldırdılar Bato’ya. Eşine kalan mirasa FETÖ borsasından kazanılan para muamelesi yapıldı. Sahi, FETÖ’yle mücadele edenlerle mücadele eden bu adamlar, bu cesareti nereden buluyorlar?..
