OKULLAR KAOSA MI SÜRÜKLENİYOR?

OKULLAR KAOSA MI SÜRÜKLENİYOR?

Okullarda yönetimsel krizler alarm veriyor.

               Okullarda yönetimsel krizler alarm veriyor. Sorunların çözüme ulaşması gerekirken aksine çözümden uzaklaşıp kangren olmaya başladı.

BU gidişat gerek eğitim çalışanları gerekse eğitim açısından çok büyük sorunların kapısını açıyor. Son dönemlerde özellikle okullarımızda ciddi sorun haberleri bizlere ulaşmaya başladı. Bu sorunların başında elbette ki liyakat ilkesinden uzak okul yönetici yerleştirmeleri geliyor. Bu güne kadar önceki dönemlerin sisteminin ekmeği yendi, sorunlar bir nebze olsun çözülebildi. Ancak git gide bu sistemin mirası bitti. Artık liyakatsizlikle baş başa kaldık.  Liyakat, göreve yakışırlık anlamına gelir. Liyakatsiz yerleşmelerle yaşanan yetersizlik kaygıları ego tatmini, mobbing olarak karşımıza çıktığı gibi tam tersi “ben onları görmeyeyim onlar beni görmesin” diyerek ulufe dağıtır gibi imtiyazlar dağıtma ve yönetilememe olarak karşımıza çıkmaktadır. Okullarda idarecilerin eğitim çalışanları arasında kayırmacılıklarla sağladıkları “böl-parçala” sonrasında maalesef “yönet” olarak karşımıza çıkmamakta aksine kaoslara neden olmaktadır. Tabi iş ve işleyişte yaşanan yetersizlikler, mevzuat, yönetim, liderlikte yaşanan eksiklikler hatta iletişim becerilerinden dahi uzak durumlar, okullarda yani eğitim yuvalarında “bu kadarı da olmamalı” dediğimiz olaylarla karşılaştırıyor. Okulda yaşanan sorunu bir üs merci ile de çözüm mümkün olmuyor. Orada da siyaset gibi olmaması gereken faktörler ortaya çıkıyor. Siyasiler kimi ne için korudukları ve bu hamiliklerinin nelere mal olduğunu da bilmiyorlar maalesef.

Okulda çözülmüyor, üstte çözülmüyor, çözüm hesap gününe mi kalacak?

Çok kereler yaşadıkları çözümsüzlüklere değinen Çetkin, herkes ne için o konumda bulunduğunu sorgulaması gerektiğini söyledi. “Gerek sendika temsilcisi olarak bizler gerekse eğitim çalışanlarımız kendileri gidip okul idaresi olmadı bir üstü olmadı onun bir üstü ile görüşmeye çalışıyor. Çözüm arıyor ama yok. Sorun kaynağında çözülmüyorsa hesap gününe mi kalacak, nerede çözülecek acaba? Yaşadık benzerlerini de defalarca duyduk. Şimdi yöneticiler sistemin işleyiş mekanizmasıdır. Okul müdürlüğünden başlar Bakanlığa kadar uzanır. Ama kronik bir sorun oluştu artık. Sorunlar çözülmüyor. Mekanizmalar işletilmek değil durdurulmak mı isteniyor diye de sormadan edemiyoruz.

Çözümü yok saymakta, sorunu getireni yıldırmakta mı arıyoruz acaba?

               Sorunların anlık gazını almakla çözüm üretilmeye çalışıldığına dikkat çeken Çetkin; “Anlık üretilen çözümlerle, sorunların kalıntıları birike birike şimdi kocaman bir kitle haline geldi. Kritik bir yerde de tabiri caizse. Kitleyi almaya kalksanız yerinizden çözeyim derken siz sorun yaşıyorsunuz. Bu sebeple de sorunlar yok sayılmakta adeta “ne var bunda “ diye minimalize edilmekte, karşı tarafı kendinden şüphe duyar hale getirilmektedir. O da olmaz ise maktül mahkemeye çıkarılıp müebbetle yargılanmakta, sonrasında emsal dava olarak kazanım gibi sunulmaktadır.

Artık tıkandı gitmiyor!

Sorunlar kalıcı çözümlerden uzak kaldıkça daha da büyüdüğü, büyüdükçe çözümden uzaklaştığını, kaosa zemin hazırlandığını söyleyen Çetkin; “Yaşanan sorunlar ilgili birimlerce çözülmedikçe eğitim ortamları patlamaya hazır bombalar haline geldi. Çok ilginç bir şey var burada; uzun gözlem ve incelemelerimiz neticesinde gördük ki pek de çözülmek istenilmiyor. O zaman buralarda başka planlar mı var? Mesela sınıfımızda sorun var, ne yaparız, sorunu çözüm dersimizi en iyi şekilde işlemeye, eğitimimizi en iyi şekilde verme derdinde oluruz. Ancak burada böyle bir durum yok. Çözümsüzlük büyüyor, büyüdükçe yine karşımıza çıkıyor ama biz yine aynı taktikle yok sayıyoruz, görmüyoruz, çözmüyoruz. Sessizliğimiz de bu kaosa zemin hazırlamak gibi oluyor. Burada amaç ne? Makamlar neden oradalar? Devlet adına, Devlet için gerekenler neden yapılmıyor?

Bir gün bu gidişatın altında kalacağız!

Denizli’de eğitim ortamlarının eğitim açısından her geçen gün alarm verdiğini söyleyen Çetkin; “Derhal taktik değişmez ise bu çözümsüzlüğün altında kalacağız. Eğitim çalışanlarının da yaşadıkları sorunlara karşı tahammülleri de git gide azaldı. Sessizliğinizle adalete güvenin azalmasını sağlayabilirsiniz ama sorunları dile getirmelerinin önüne de geçemezsiniz! Ve acı gerçek ki hukuk var, adalet var, yok denilmekle de yok olmuyor. Bir olmaz, iki olmaz hadi üç de olmasın,beşdeolmasın 15 olunca, 25 olunca ne olacak. Olur mu? Fazlasıyla olur bir eksiği de bile olmaz. Durum bu kadar ciddi. Artık bu gidişata dur denilmeli gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bugün aynı taktiğinizdeki niyeti değiştirseniz, birkaç sorun çözümünün ardından hepsi kendiliğinde çözülecektir. Sonuçta kişiler aynı. Size güveniyorlar ne derseniz o olacak! Çözüm denilmeli artık ve çözülmeli her şey! “Demiştik” dememek dileğiyle...

Eğitim Gücü Sendikası Denizli İl Temsilcisi Gülay ÇETKİN

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ