Sırbistan-Karadağ Neden Ayrıldı? Tarihsel Süreç ve Türkiye İlişkileri

Sırbistan-Karadağ Neden Ayrıldı? Tarihsel Süreç ve Türkiye İlişkileri

Karadağ ve Balkanlar'ın yakın tarihi, imparatorlukların çöküşü, etnik çatışmalar ve yeni ulus devletlerin doğuşuyla şekillenmiştir.

Bu sürecin en barışçıl ve stratejik dönüm noktalarından biri, 3 Haziran 2006 tarihinde Karadağ'ın (Montenegro) Sırbistan-Karadağ devlet birliğinden resmen ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesi oldu.

Yugoslavya'nın kanlı parçalanma sürecinin aksine, Karadağ'ın ayrılışı referanduma dayalı diplomatik bir başarı olarak tarihe geçti. Ancak bu bağımsızlığın arkasında, Balkanlar'ı kana bulayan geçmişteki savaşların, etnik katliamların ve Sırp hegemonyasından kurtulma arzusunun derin izleri bulunmaktadır.

Karadağ Neden Bağımsızlık İstedi? Sırp Hegemonyası ve Savaşların Gölgesi

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin 1990'ların başında Slovenya, Hırvatistan, Makedonya ve Bosna-Hersek'in ayrılmasıyla dağılmasının ardından geride sadece iki cumhuriyet kalmıştı: Sırbistan ve Karadağ. Bu iki devlet, 1992 yılında "Yugoslavya Federal Cumhuriyeti"ni kurdu. Ancak bu birliktelik hiçbir zaman eşit bir ortaklık olmadı.

Karadağ'ın bağımsızlığa giden yolu seçmesindeki temel nedenler şunlardır:

  • Slobodan Milošević ve Sırp Şovenizmi: Sırp lider Slobodan Milošević'in aşırı milliyetçi politikaları, bölgeyi büyük felaketlere sürükledi. Karadağ halkı ve yönetimi, Sırbistan'ın agresif politikaları yüzünden uluslararası arenada yalnızlaşmaktan ve ekonomik yaptırımlara maruz kalmaktan yoruldu.

  • Ekonomik ve Siyasi Farklılıklar: Karadağ, yüzünü Batı'ya dönmek, turizm potansiyelini canlandırmak ve Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyon sürecini başlatmak istiyordu. Sırbistan ise savaş suçlularının Lahey'deki uluslararası mahkemeye teslim edilmesi konusundaki isteksizliği nedeniyle Batı dünyasıyla sürekli kriz yaşıyordu. Karadağ, kendi para birimi olarak Euro'yu seçerek ekonomik bağları Sırbistan'dan çok önce kopardı.

  • Kimlik ve Egemenlik Arzusu: Karadağlılar, Sırplardan farklı olarak kendilerine has tarihi, kültürel ve ulusal kimliklerini tam bağımsız bir devlet çatısı altında korumak istediler.

Kullanıcıların ve tarih meraklılarının en çok araştırdığı konulardan biri, 1990'lı yıllarda Balkanlar'da yaşanan soykırım ve katliamlardır. Karadağ, Bosna Savaşı (1992-1995) ve Kosova Savaşı (1998-1999) dönemlerinde Sırbistan ile aynı federal çatı altında bulunuyordu.

  • Bosna Savaşı ve Srebrenitsa Soykırımı: 1995 yılında yaşanan ve 8 binden fazla Boşnak sivilin katledildiği Srebrenitsa Soykırımı, doğrudan Sırbistan destekli paramiliter güçler (Sırp Cumhuriyeti Ordusu) tarafından gerçekleştirildi. Karadağ ordusu bu dönemde federal yapının parçası olsa da, dönemin Karadağ Başbakanı Milo Đukanović, 1990'ların sonundan itibaren kendisini Milošević rejiminden tamamen soyutladı. Hatta Karadağ, Bosna'daki savaştan kaçan binlerce Boşnak sığıntıya kapılarını açarak güvenli liman oldu.

  • Şirpçiler (Strpci) Katliamı: 1993 yılında Belgrad-Bar seferini yapan trenden kaçırılan 19 Boşnak sivilin katledilmesi olayında, bazı Karadağ kökenli paramiliter unsurların da yer aldığı biliniyor. Karadağ yönetimi, bağımsızlık sonrasında bu karanlık geçmişle yüzleşme adımları atmış ve Srebrenitsa Soykırımı'nı resmi olarak tanıyan kararnameleri parlamentosundan geçirmiştir.

  • Kosova Krizi: 1999 yılındaki Kosova Savaşı sırasında Karadağ, Sırbistan'ın aksine NATO operasyonlarına hedef olmamak için tarafsız bir politika izledi ve Kosova'dan kaçan yüz binlerce Arnavut mülteciye ev sahipliği yaptı. Bu insani duruş, Karadağ'ın Batı dünyasındaki itibarını artırdı.

21 Mayıs 2006 Referandumu: Sandıktan Çıkan Bağımsızlık

2003 yılında "Sırbistan-Karadağ" adıyla gevşek bir devlet birliğine dönüşen yapı, daha fazla dayanamadı. Avrupa Birliği'nin gözetiminde, 21 Mayıs 2006'da Karadağ'da tarihi bir bağımsızlık referandumu yapıldı. AB, referandumun geçerli sayılması için oldukça ağır bir şart koştu: Bağımsızlık oylarının en az %55 olması gerekiyordu.

Nefes kesen bir sayım sürecinin ardından, %55,5 oranında "Evet" oyu çıktı ve baraj kıl payı geçildi. Bu sonuçla birlikte Karadağ parlamentosu, 3 Haziran 2006'da bağımsızlık deklarasyonunu imzalayarak dünyaya yeni bir devletin doğduğunu ilan etti. Sırbistan da bu kararı tanımak zorunda kaldı.

Türkiye - Karadağ İlişkileri

Türkiye ile Karadağ arasındaki ilişkiler, dostluk, müttefiklik ve derin tarihi bağlar üzerine kuruludur. Türkiye, Karadağ'ın bağımsızlığını 2006 yılında ilk tanıyan ülkelerden biri olmuştur.

  • Siyasi ve Askeri Ortaklık: Türkiye, Karadağ’ın 2017 yılında NATO’ya üye olmasını en güçlü destekleyen ülkelerin başında yer aldı. İki ülke arasında üst düzey diplomatik ilişkiler mükemmel seviyededir.

  • Ekonomik Yatırımlar ve TİKA: Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Karadağ genelinde yüzlerce restorasyon, eğitim ve sağlık projesine imza atmıştır. Ülkedeki Türk yatırımları (inşaat, turizm, hizmet sektörü) her geçen yıl katlanarak artmaktadır.

  • Kültürel Bağlar ve Halkların Bakışı: Karadağ'da ciddi bir Müslüman Boşnak ve Arnavut nüfusu yaşamaktadır (özellikle Rozaje, Plav, Bijelo Polje ve Podgorica bölgelerinde). Bu durum Türkiye ile olan akrabalık bağlarını canlı tutmaktadır.

  • Türkler Karadağ'ı Seviyor mu? Evet, son yıllarda Türk vatandaşları arasında Karadağ'a karşı muazzam bir sevgi ve ilgi dalgası var. Vizesiz seyahat imkanı sunması, büyüleyici Adriyatik sahilleri (Kotor, Budva, Tivat), sakin yaşam tarzı ve yatırım yoluyla oturum izni kolaylıkları nedeniyle binlerce Türk hem turistik amaçla bu ülkeyi ziyaret etmekte hem de buraya yerleşerek iş kurmaktadır. Karadağ halkı da Türk yatırımcılara ve turistlere oldukça sıcak ve misafirperver yaklaşmaktadır.

haber: Mehmet Reyhanlı
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ