İstanbul’un fethi için 6 Nisan 1453’te başlatılan kuşatma, Nisan ayının ortalarına gelindiğinde büyük bir stratejik çıkmaza girmişti. Bizans İmparatorluğu, Haliç’in girişini devasa zincirlerle kapatmış, Osmanlı donanmasının iç denizlere girmesini engellemişti. Denizden yapılan saldırıların başarısız olması ve Avrupa’dan gelen destek gemilerinin Osmanlı blokajını aşarak şehre ulaşması, orduda ve devlet adamları arasında bir umutsuzluk havası estirmeye başlamıştı.
![]()
Kuşatmanın kırılma noktası: Akıl almaz bir strateji
Genç Sultan II. Mehmed, kuşatmanın daha fazla uzamasının hem lojistik hem de moral açısından risk taşıdığını görerek, dünya savaş tarihine geçecek o meşhur kararını verdi: Donanma, Galata sırtlarından karadan yürütülerek Haliç’e indirilecekti. Bizanslıların ve Cenevizlilerin "asla geçilemez" dediği tepeler, Osmanlı mühendisliği ve disipliniyle birer geçit haline getirildi.
2,5 kilometrelik mucizevi yolculuk
Hazırlıklar büyük bir gizlilik içinde yürütüldü. Dolmabahçe’den başlayıp, bugün Kumbaracı Yokuşu ve Tepebaşı olarak bilinen güzergah üzerinden Kasımpaşa’ya kadar uzanan yol, ahşap kütüklerle döşendi. Gemilerin daha rahat kayması için bu kütükler, iç yağlar ve zeytinyağları ile yağlandı.
21 Nisan’ı 22 Nisan’a bağlayan gece, binlerce asker ve öküzün yardımıyla, 72 parça kadırga ve daha küçük boyutlu gemiler tek gecede tepeleri aşarak Haliç’in durgun sularına indirildi. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Bizans surlarındaki gözcüler, Haliç’te dalgalanan Osmanlı bayraklarını gördüğünde şehir büyük bir şoka uğradı.

Bizans’ın psikolojik çöküşü
Bu hamle, sadece askeri değil, aynı zamanda çok güçlü bir psikolojik saldırıydı. Haliç’in güvenli olduğunu düşünen Bizans ordusu, artık iki cepheden (hem kara surlarından hem deniz surlarından) savunma yapmak zorunda kaldı. Bu durum, savunma gücünün bölünmesine ve surların en zayıf noktalarının daha savunmasız hale gelmesine neden oldu.
Tarihçiler, 22 Nisan sabahı gerçekleşen bu olayı, İstanbul’un düşüşünü kesinleştiren ve II. Mehmed’e "Fatih" unvanını getiren en önemli taktiksel başarı olarak nitelendirir. Bu dahi hamle, modern savaş stratejilerinde lojistiğin önemini kanıtlayan bir örnek olarak halen askeri akademilerde okutulmaktadır.
