EĞİTİMİN İNSAN ÜZERİNDEKİ ÖNEMİ VE ATİNA OKULU
- 04-01-2026 09:04
- 04-01-2026 09:07
- 61
EĞİTİMİN İNSAN ÜZERİNDEKİ ÖNEMİ VE ATİNA OKULU
“İnsanı ve toplumu çağdaş ve gelişmiş bir hale getirmenin en kutsal noktalarından biri de eğitimdir.”

Her konuda olduğu gibi, eğitim konusunda da sürekli değişen koşullar ve konular mevcuttur. Bu koşullara göre yapılandırılması ve sebep sonuç ilişkisi açısından anlamlandırılması gereken verilerin işlenmesi şarttır. Bu bağlamda aklımıza gelen ilk konu teknoloji alanındaki yeniliklerin, yaşamı kolaylaştırmalarına rağmen, dünyanın tamamen farklı bir yöne sürüklenmeye başladığını açıkça görmekteyiz.
Geçmişin çeşitli dönemlerine ait eğitim uygulamalarına bir göz attığımız zaman, eğitimin kökünün felsefi fikirler üzerine kurulduğunu anlarız. Çünkü her şey insan düşüncesiyle ele alınmış ve insan gelişimi tahayyüllerine uygun bir şekilde ilerleme kaydetmİştir. Şu bir gerçektir ki, eğitimin ana ögesi ve baş öznesi insandır. Yani eğitimin merkezinde insan yer almaktadır. Bu nedenle eğitimden önce insanı ele almamız ve insanı konuşmamız gerekmektedir.
İnsanı sadece beceri kazandırıp, hayatı göğüslemekle yetmez. Asıl gerekli olan şey evrensel, yerel, maddi, manevi, mesleki, ahlak ve milli tüm değerleri kapsayan ve kuşatan olgunlaşma derecesini elde etmesidir. Çünkü insan, ilerleme, gelişme kaydeden ve ahlaki güzelliği kendinde oluşturan bir varlıktır. Yine insan, sadece madde veya manadan ibaret olmayıp, ikisini birden taşıyan ve devam ettiren bir bütündür. Aynı zamanda insan varlığı, bedensel ve ruhsal canlılığı ile de bir bütündür.
Antik Çağa doğru uzandığımızda, eğitime önem veren düşünürlerden birincisi olan Platon, ikincisi ise Aristo'yu görmekteyiz. Rönesans döneminin ünlü İtalyan Ressamı ve Mimarı Rafaello Sanzio, "Atina Okulu" adlı muhteşem tablosunda, Platon ve Aristo'nun resmedilme biçimi ile bir bütün halinde figür ve yerleşimlerini açıkça ortaya koymuştur. Bu tabloda Platon, elini yukarı kaldırarak "Hakikat yukarıda" derken, Aristo elini aşağı doğru tutarak, "Her şey bu dünyada" mesajını vermiştir. Bu görüş ve düşüncelerden hareket ederek insanın öz, ruh, kalp, akıl, madde ve bedeniyle bir bütün olduğu ortaya çıkmaktadır. İşte eğitim sistemleri de, ancak insan doğasına ait tüm bu unsurlara bütüncül bir sorumluluk geliştirebildiği ölçüde başarılıdır.

Görüldüğü üzere, insanoğlu doğuştan gelen bir takım yeteneklerin içinden gelerek doğmuştur. Ancak bu yeteneklere işlenmiş yetenekler diyemeyiz. Aksine bunlar ham durumda olan yeteneklerdir. İnsanoğlu İşlenmemiş yetenekleri, eğitim yoluyla işlemeye çalışmış ve kendi gelişimini bu sayede elde etmiştir. O nedenle, İnsanı ve toplumu çağdaş ve gelişmiş bir hale getirmenin en kutsal noktalarından birinin eğitim olduğunu unutmayalım.
