<div> SAHİP ÇIKMAZ NE DOST NE AKRABA BOYUN EĞMEZ BEYLERE VE MAKAMA KURU EKMEK YER, ŞÜKREDER ALLAH’A NEDEN GELDİN DÜNYAYA EY FUKARA! Metin Mercimek (“Fukara” şiirimden bir dörtlük Bilindiği üzere fukara, geçinme olanaklarını kıt karşılayan kimselerdir. Fukara ile ilgili olarak gerek şiirlere gerek türkü ve uzun havalara gerek şairlere bir göz attığımız zaman, öncelikle acılı nağmesi ve sözleri ile Halit Arapoğlu'nun “Fukara” Barak Havasını, Mahsuni Şerif’in “Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana” türküsünü görmekteyiz.</div> <div> Fukaralık duygusunu bizzat yaşayan bazı şair ve bestekarlar, bundan öylesine etkilenmişler ki, yıllar geçmiş olsa da hiçbir zaman zihinlerinden çıkarmamışlar. Böylece ister istemez şiirlerini ve eserlerini hisli ve duygu çemberi içinde ifade etmeye çalışmışlardır. İşte fukaralığı yaşayanlardan biri olarak öğrencilik yıllarımda çok etkilenmiş olduğum bu düşünceyi ele alarak “Fukara” şiirini yazmaya başladım. Bu şiirimin bir kıtasını yukarıda göstermeye çalıştım. Fukara üzerine etkili şiir yazanlardan biri de Şairimiz İrfan Aksoy’dur. İrfan Aksoy, “Zeytin Ağacı” şiir kitabında, fukaralığı 7 kıta bölümüyle ele almış ve en ince noktalarına kadar yoksulluğun ne olduğunu bizlere çok güzel açıklamıştır. Şimdi onun “Fakirlik” şiirinin bir kıtasına hep beraber göz atalım: BU ÇİLEYE HİÇBİR YÜREK DAYANMAZ BOŞ TENCERE TIKIR TIKIR KAYNAMAZ AÇ KARINLA ÇOLUK ÇOCUK UYUMAZ YAT, DİYORUM AMA YATMIYOR İŞTE.” Şairimiz Ümit Yaşar Oğuzcan da fukaralığın, kapısını çalarak kendine ne denli olumsuz etki yarattığını aşağıdaki şiiriyle çok güzel dile getirmiştir. Bu anlamlı şiiri hep birlikte görelim: ÖNCE ÇARESİZLİK ÇALDI KAPILARI SONRA YOKSULLUK BÜTÜN AŞİNA ÇEHRELER SİLİNDİ AYNALARDAN BİR ANDA BOŞALDI DÜNYA YAPAYALNIZ KALDIK. Halkın sıkıntılarını toplumsal bir bakış açısıyla ele alan Mahsuni Şerif’te şiir ve bestelerinde, fukara kavramını çok güzel dile getirmiştir. Şimdi onun “Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana” eserinden bir dörtlüğü hep birlikte görelim: “YETİM SIRTINDAN DOYAN DOYANA GÖNÜL BU OYUNA NASIL DAYANA YİĞİT MUHTAÇ OLMUŞ KURU SOĞANA BİLMEM SÖYLESEM Mİ SÖYLEMESEM Mİ?” Barak Havası dediğimiz uzun havalar ise, daha çok Kilis, Gaziantep ve Nizip yörelerinde ortaya çıkmaktadır. Eşine az rastlanan Barak Havalarında aşk, sevgi, yiğitlik, misafirperverlik ve fukaralık üzerine yorumlanan ve bestelenen eserleri görmekteyiz. Barak uzun havaları, genelde gerçek bir olayı hikâye edilerek, çoğunlukla şiirlerini Hicaz ve diğer makamları kullanmak suretiyle, duygu çemberi içinde bestelenmiştir. Barak Havaları, daha çok halkın kendi dağarcığından kopup gelen ve anonim tarzında olan eserlerdir. İşte bu Barak Havalarından biri de nağmeleri Uşşak makamında bestelenen ve yüreklerimizi sızlatan “Fukara” isimli eserdir. Gerek sözleriyle gerek nağmeleriyle bizleri duygu çemberi içine saklayan bu eseri, en güzel şekilde yorumlayan kişi Barak Havası ustası Halit Arapoğlu'dur. Şimdi Halit Arapoğlu'nun doyulmaz güzellikte okuduğu “Fukara” Barak Havasının bir kıtasını hep birlikte görelim: “AMAN KÜÇÜK YAŞTA ALIŞIR BOYUN EĞMEYE AMAN NAMERT KAPISINDA ÇİLE ÇEKMEYE AMAN GÖZ YAŞINI KATIK EDER EKMEĞE AMAN ELLER YERKEN GENDİ KOKLAR FUKARA.” Kolombiyalı yazar, eğitimci ve romancı Gabriel Garcia Marquez, “Fakirlik, elini cebine attığında boş olması değil; elini çıkardığında tutacak birinin olmamasıdır.” anlamlı sözüne katılıyor, birlik ve beraberlik, barış, dostluk ve sevgi çerçevesinde yardımseverliği elden bırakmayalım diliyorum.</div>