İki Ayet ve İki Hadis Işığında Müslüman Ülkelerin Acınası Hâli

İki Ayet ve İki Hadis Işığında Müslüman Ülkelerin Acınası Hâli
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.
Kalplerinde hastalık bulunanların, ‘Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz.’ diyerek onların arasına koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah bir fetih ihsan eder veya katından bir emir getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.” (Maide 51-52)
Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
“Kim, yarım sözcükle de olsa bir Müslüman’ın öldürülmesine yardım ederse, kıyamet gününde Yüce Allah’ın huzurunda, alnına ‘Bunun Allah’ın rahmetinden nasibi yoktur.’ yazılmış olarak getirilir.” (İbn Mâce, Diyât 1)
“Size çullanmak üzere yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.”
Orada bulunanlardan biri: “O gün sayıca azlığımızdan mı?” diye sordu.
“Hayır,” buyurdular. “Bilakis o gün siz çoksunuz. Lakin sizler, bir selin getirip yığdığı çerçöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!”
“Zaaf da nedir, ey Allah’ın Resûlü?” denildi.
“Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular. (Ebu Davud, Melahim 5)
Yukarıdaki ayet ve hadisler ışığında baktığımızda, bugün Müslüman ülkelerin ABD-İsrail ittifakı karşısında içler acısı durumu, acizliği ve korkaklığı; liderlerin ikbal ve şahsi menfaatlerini, ülkelerinin menfaatlerinin önüne geçirdiğini görmek mümkündür.
Bunu görmek ve anlamak için Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da savaş gündemiyle toplanan Müslüman ülkelerin aldıkları kararlara bakmak yeterlidir.
Toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile birlikte Suudi Arabistan, Azerbaycan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Pakistan, Suriye, Katar, Kuveyt, Lübnan ve Mısır’ın dışişleri bakanları ile temsilcileri katıldı.
Toplantıda, İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırılarının “egemenlik hakkının ve uluslararası hukukun ihlali” olduğu belirtilerek şiddetle kınandığı ifade edildi.
Yanlış okumadınız; bölge ülkeleri, savaşı başlatan, müzakere yürütülen İranlı liderleri vahşi bir saldırıyla katleden ve okulda okuyan 168 çocuğun üzerine bombalar yağdıran ABD ve İsrail’i değil, İran’ı kınadı.
İşte Orta Doğu’da neden bu kadar kan ve gözyaşı var sorusunun cevabı burada yatıyor. Müslüman ülkeler, katliam yapanları değil de bu katliamlara karşı direniş ortaya koyanları kınamaktadır.
Hâlbuki asıl yapmaları gereken, “Ey ABD ve İsrail! Bu hukuksuz savaşı neden başlattınız? Müzakereler devam ediyorken ve İran bazı şeyleri kabul etmeye hazırken neden İranlı yetkilileri ani bir suikastla öldürdünüz? Kadınları ve çocukları acımasızca neden katlettiniz?” diyerek hesap sormaktı. Ayrıca, “Bu savaş bitene kadar ABD üslerini kapatıyoruz.” demeleriydi.
En azından bir İslam ülkesi olmayan İspanya kadar; “Bu savaşın bir parçası değiliz.” diyen İtalya, Almanya, İngiltere ve Fransa kadar; “Orta Doğu’da gerilim istemiyoruz, bir an önce barış olmalı.” diyen Çin ve Rusya kadar bir duruş sergileyebilselerdi.
İslam ülkeleri ne yazık ki ABD-İsrail ittifakına karşı saçma sapan mezhep taassubuyla, savaşın mağduru olan İran’ı kınadılar.