KİLİS’TE ALGI DEĞİL, GERÇEK KONUŞULMALI

 KİLİS’TE ALGI DEĞİL, GERÇEK KONUŞULMALI

Sahte hesaplar, kaynağı belirsiz paylaşımlar, kurgu olduğu öne sürülen görüntüler ve itibar suikastları

Kilis’te sosyal medya üzerinden gündeme gelen son paylaşımlar, algı ile olgu arasındaki çizginin ne kadar kolay aşılabildiğini bir kez daha ortaya koydu.

Son günlerde bazı siyasi isimleri hedef alan paylaşımların, kimliği belirsiz ve sahte olduğu öne sürülen hesaplar üzerinden sosyal medya platformlarında ve WhatsApp gruplarında kısa sürede yayıldığı görülüyor.

Ancak ortada dikkat edilmesi gereken önemli bir gerçek var:

Söz konusu içeriklerin doğruluğu henüz herhangi bir resmi kaynak tarafından teyit edilmiş değil.

Tam da bu nedenle bugün Kilis’te algı değil, gerçek konuşulmalı.

Yapay zekâ teknolojisinin gelişmesiyle birlikte görüntü üretmek, değiştirmek, montajlamak ve gerçeğe çok yakın içerikler hazırlamak artık hiç olmadığı kadar kolay. Bu teknolojiler hayatımızı kolaylaştırırken, kötü niyetli ellerde insanların itibarını hedef alan tehlikeli bir araca da dönüşebiliyor.

Bugün bir sosyal medya hesabı açılıyor, kimlik gizleniyor, bir görüntü veya iddia ortaya atılıyor ve birkaç saat içerisinde yüzlerce, binlerce kişiye ulaşıyor.

Peki bu içerik gerçek mi?

Kaynağı nedir?

Kim tarafından hazırlanmıştır?

Kimler tarafından dolaşıma sokulmuştur?

Ve asıl önemlisi, kimleri hedef almaktadır?

Bir iddianın çok sayıda kişi tarafından paylaşılması, onu gerçek yapmaz.

Bir görüntünün sosyal medyada yayınlanması, onun doğrulandığı anlamına gelmez.

Bir insanın hedef gösterilmesi ise o insanı suçlu yapmaz.

Bir insanı suçlamak için delil gerekir. Bir kamu görevlisini, bir siyasi ismi veya herhangi bir vatandaşı hedef göstermek için önce gerçeklerin ortaya konulması gerekir.

Gazetecilik başka, algı operasyonu başkadır.

Eleştiri başka, itibarsızlaştırma başkadır.

İfade özgürlüğü başka, insanların onurunu ve itibarını hedef almak bambaşka bir şeydir.

Kimliği belirsiz hesaplar üzerinden yayılan ve kaynağı doğrulanmamış içeriklerle insanların birkaç dakika içerisinde kamuoyu önünde mahkûm edilmesi, yalnızca hedef alınan kişiye değil, toplumun gerçeğe ulaşma hakkına da zarar verir.

Üstelik bugün bir başkasına yapılan, yarın herkesin başına gelebilir.

Bugün bir siyasi isim hedef alınır, yarın başka bir siyasi isim.

Bugün bir kamu görevlisi itibarsızlaştırılır, yarın bir gazeteci ya da sıradan bir vatandaş.

Mesele artık yalnızca bir hesap, bir video veya bir kişi meselesi değildir.

Mesele, dijital ortamda yalanın gerçekmiş gibi servis edilmesi; algının olgunun önüne geçirilmesi ve insanların birkaç paylaşım üzerinden itibarsızlaştırılabilmesidir.

Kilis kamuoyunun da cevap beklediği sorular ortadadır:

Bu hesapları kimler kullanıyor?

Kimler yönetiyor?

Paylaşımların kaynağı neresi?

Görüntüler gerçek mi, kurgu mu, montaj mı?

Bu içerikler neden ve kimleri hedef alacak şekilde dolaşıma sokuluyor?

Bu soruların cevabı sosyal medya dedikodularında değil, yapılacak teknik incelemelerde, somut delillerde ve hukuki süreçlerde aranmalıdır.

Yetkililerden beklenti açıktır:

İddialar titizlikle araştırılmalı, hesapların ve içeriklerin kaynağı ortaya çıkarılmalı, görüntülerin gerçekliği teknik olarak incelenmeli ve varsa hukuka aykırı eylemlerden sorumlu olanlar hukuk önünde hesap vermelidir.

Çünkü hukukun olduğu yerde iddia delille sınanır; hukukun olmadığı yerde ise algı gerçeğin yerine geçer.

Kilis’in ihtiyacı daha fazla sosyal medya gürültüsü değil, daha fazla gerçekliktir.

Daha fazla algı değil, daha fazla delildir.

Daha fazla suçlama değil, daha fazla hukuk ve sorumluluktur.

Bugün bir insanın itibarını birkaç sahte hesapla hedef almak kolay olabilir. Ancak gerçeği ortaya çıkarmak; delil, hukuk ve sorumluluk gerektirir.

Ve unutulmamalıdır:

Çok paylaşılması bir iddiayı gerçek yapmaz.

Çok konuşulması bir görüntüyü doğru yapmaz.

 Bir insanın hedef gösterilmesi onu suçlu yapmaz.

Gerçek, sosyal medyanın hızında değil; delilde, hukukta ve olgudadır.

 Çünkü bu işin sonu algının kazandığı, gerçeğin kaybettiği bir noktaya varırsa, kaybeden yalnızca hedef gösterilen kişiler olmayacaktır.

Kaybeden toplumun gerçeğe, hukuka ve adalete olan güveni olacaktır.

Haber Merkezi

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ