Yanlış Beslenme Beyni Yaşlandırıyor

Yanlış Beslenme Beyni Yaşlandırıyor

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, yanlış beslenmenin beyin fonksiyonlarını zayıflattığını, doğru beslenmenin ise zihni koruduğunu söyledi.

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, yanlış beslenmenin beyin fonksiyonlarını zayıflattığını, doğru beslenmenin ise zihni koruduğunu söyledi.

Fonksiyonel tıbbın gelişmesiyle birlikte beslenmenin insan sağlığı üzerindeki etkisi her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kronik hastalıklarla yaşam tarzı arasındaki bağın bilimsel verilerle daha net ortaya konması, sofradaki tercihlerimizin yalnızca fiziksel sağlığı değil, beyin sağlığını da doğrudan etkilediğini gösteriyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, yanlış beslenme alışkanlıklarının beyni erken yaşlandırabileceğini söyledi.

Göçmen, beynin vücudun en yağlı ve en fazla enerji tüketen organı olduğunu belirterek, tüketilen yağların kalitesinin doğrudan beyin hücre zarlarının yapısını ve sinir iletim hızını etkilediğini ifade etti. Beynin doğru çalışabilmesi için yalnızca enerjiye değil, kaliteli ve dengeli besinlere ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Göçmen, bağırsak sağlığının bozulmasının da beyin üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini anlattı.

Beyindeki iltihaplanmayı tetikliyor

Yanlış beslenmenin sadece kilo, şeker ya da tansiyon gibi sorunlara yol açmadığını belirten Göçmen, aynı zamanda beyindeki enflamasyonu artırabildiğini söyledi. Beyin hücrelerinin sağlıklı iletişim kurabilmesi için doğru besinlerle desteklenmesi gerektiğini aktaran Göçmen, “Beyne sunduğumuz yakıtın kalitesi, sadece bugünkü enerjimizi değil, yıllar sonraki zihinsel sağlığımızı da belirler” dedi.

Özellikle işlenmiş gıdalar, aşırı şeker tüketimi, kalitesiz yağlar ve düzensiz beslenmenin uzun vadede hafıza, dikkat ve odaklanma üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekildi. Uzmanlara göre bu tablo, zamanla bilişsel performansın düşmesine ve bazı nörolojik hastalıkların riskinin artmasına neden olabiliyor.

Ketojenik beslenme yeniden gündemde

Prof. Dr. Selçuk Göçmen, son yıllarda sıkça konuşulan ketojenik beslenmenin aslında yeni bir yöntem olmadığını söyledi. Düşük karbonhidrat, yüksek sağlıklı yağ ve dengeli protein temeline dayanan bu modelin, uzun süredir dirençli epilepsi hastalarında nöbet kontrolü amacıyla kullanıldığını hatırlattı.

Göçmen, vücudun enerji kaynağı olarak glikoz yerine yağları kullanmaya başlamasının beyin hücreleri üzerinde koruyucu etki oluşturduğunu belirtti. Bu mekanizmanın sinir hücrelerindeki bozulmayı yavaşlatabileceğine yönelik çalışmaların, Alzheimer, Parkinson ve epilepsi gibi hastalıklarda da bu yöntemi yeniden gündeme taşıdığını kaydetti. Özellikle son dönemde sıkça dile getirilen beyin sisi, unutkanlık ve dikkat dağınıklığı gibi sorunlarla mücadelede doğru beslenme ve düzenli egzersizin güçlü bir destek sağladığını söyledi.

Moda diyet gibi uygulanmamalı

Ancak uzmanlar, ketojenik beslenme gibi radikal değişiklikler içeren diyetlerin bilinçsiz şekilde uygulanmasının ciddi riskler taşıdığı uyarısında bulunuyor. Göçmen, karbonhidratın yoğun biçimde kısıtlandığı bu süreçlerin elektrolit dengesini, böbrek fonksiyonlarını ve kolesterol seviyelerini doğrudan etkileyebileceğini ifade etti.

Bu nedenle bu tür beslenme programlarının mutlaka doktor ve uzman diyetisyen gözetiminde planlanması gerektiğini belirten Göçmen, her bireyin sağlık geçmişi, mevcut hastalıkları ve kan değerlerine göre özel bir yol haritası çizilmesi gerektiğini söyledi. Göçmen’e göre bu süreç geçici bir heves değil, tıbbi takip gerektiren bir yaşam tarzı değişikliği olarak ele alınmalı.

Beyni koruyan besinler öne çıkıyor

Beyin sağlığını destekleyen besinlerin başında omega-3 yönünden zengin yağlı balıklar geliyor. Somon, sardalya ve uskumru gibi balıkların öğrenme kapasitesini desteklediği ve sinir sistemini güçlendirdiği belirtiliyor. Ceviz, chia tohumu ve keten tohumu gibi besinler de sinir sistemi için önemli yağ asitleri içeriyor.

Yaban mersini ve koyu renkli meyveler, antioksidan etkileriyle beyindeki oksidatif stresi azaltırken, zerdeçalın içindeki kurkumin maddesi güçlü antiinflamatuvar özelliğiyle dikkat çekiyor. Ispanak, brokoli ve kara lahana gibi yeşil yapraklı sebzeler bilişsel gerilemeyi yavaşlatan vitamin ve mineraller açısından öne çıkıyor. Yumurta, içerdiği kolin sayesinde hafıza ve ruh hali üzerinde etkili olurken, bitter çikolata, kabak çekirdeği, avokado ve zeytinyağı da beyin dostu besinler arasında gösteriliyor.

Uzmanlar, beyin sağlığını korumanın yalnızca tek bir besine bağlı olmadığını, önemli olanın genel beslenme düzeni olduğunu vurguluyor. Düzenli uyku, fiziksel aktivite, stres kontrolü ve dengeli beslenme birlikte uygulandığında, zihinsel performansın korunması ve yaşa bağlı gerilemenin yavaşlatılması mümkün olabiliyor.

Haber: Mehmet REYHANLI

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ