KUSUR BULMA, EGO VE KISKANÇLIĞI YOK EDEN DUYGU "SAYGI"


                 “Ruhsal bir algı olan saygı, hem insanlar arasındaki dünyasal olayları düzenler hem de ruhsal zenginliği sağlar.”

                insan ilişkilerine bir göz attığımız zaman saygının gerek ailede gerek sosyal çevremizde gerek eğitim aşamalarımızda ve mesleki hayatımızda çok önemli bir yer tuttuğunu görürüz. Eğer bir insan tutum, davranış, istek ve arzularıyla başka bir insanda uyumsuzluk yaratırsa, önceliği kendine isterse bunun adı saygısızlık olur. Saygısızlık yapan insan karşı tarafı rahatsız, kendisini ise huzursuz eder ve böylece insan ilişkilerini de bozmuş olur.

               Toplumumuzda diğer huzursuzluk yaratan etkenlerden biri de bencilliktir. Bencilliğin yarattığı açgözlülük nedeniyle insanlar diğer insanlara verecekleri zarar ve bu duyguların toplumda yaygınlaşması sonucu toplumda oluşacak zararları hiç düşünmezler. Onların tek çabası daha çok şey kapabilmek. Geri kalan tahribat ve saygısızlık onları hiç ilgilendirmez. Oysa ki toplumu birleştiren, bütünleştiren en gözle görülür ölçü saygıdır. Sevgi saygıdan daha önemlidir, ama sevgiyi gözle görebilmek çok zordur. Kimin kimi ne kadar sevdiğini kolay kolay göremez ve de bilemez.

                Bir de vermek ve almak vardır. Nedense vermek yerine almak için daha çok uğraşırız. Bunu uyguladığımız zaman, başkalarının güvenliğini hiçe saydığımızda, ağaca, suya, taşa, toprağa, doğaya zarar verdiğimizde, her şeyi yalnızca kendimiz için istediğimizde saygısız davranmış oluruz. Eğer insanlar arasında fark gözetirsek, kendimizi diğer insanlardan üstün görürsek, insanları yargılar, haklarında kendimize göre kararlar verirsek, hele hele insanları kendi yararımız için kullanmaya yeltenirsek hem insanlara hem kendimize karşı saygısız davranmış oluruz.

                Diğer taraftan saygı, insanlar arasındaki dünyasal olayları düzenleyen ve gözle görülen yüce bir olaydır. Aynı zamanda saygı, ruhsal bir algıdır. Ruh dünyasında saygısızlık olmaz. Yaşama karşı saygısızlık yapan dünyasal yanımızdır. Bedenimiz dünyaya özgüdür, zihnimiz, nefsimiz, gözlerimiz, duygularımız, hepsi ,dünyasal yaşama özgüdür. Kişilik, yaşamın dünyasal yanının gerçeğine ulaşıp ruhla aynı düzeye geldiği zaman şefkate, merhamete, adalete, ahlaka ve erdeme ulaşır. İşte ulaşılan bu yerde hiçbir surette saygısızlık olmaz. Ruhsal zenginlik ve aydınlık içinde yalnızca saygıyla yaşanır.

               Yaşamımızı saygı içinde sürdürmek istiyorsak, kinlerden, kıskançlıklardan, hasisliklerden, çıkar hesapları gibi olumsuz düşüncelerden ve kusur bulma gibi davranışlardan vazgeçmemiz gerekir. Çünkü saygıyla yaşamak demek, hiçbir şeye zarar vermemek demektir. Yani canlı, cansız tüm varlıkların haklarını tanıyarak yaşamak demektir. Aynı zamanda saygı, insan ilişkilerinde bizlere güç veren bir duygudur.