İspanya ile Arjantin arasında oynanan Dünya Kupası finalinde yüreklerimiz İspanya'nın galibiyeti için çarptı. Bunun nedeni yalnızca futbol değildi. Çünkü İspanya, din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin, güçlünün ve zalimin yanında değil; Gazze'de zulüm gören Filistin halkının yanında durmayı tercih etti. Gazze'de yaşanan insanlık dramı karşısında birçok Müslüman ülkede halklar meydanlara çıkarak protestolar düzenledi, kınama açıklamaları yaptı. Ancak kınamak ve protesto etmek tek başına yeterli değildir. Asıl yapılması gereken, devletlerin somut adımlar atmasıdır. İsrail ile sürdürülen ticari ilişkilerin, askerî iş birliklerinin ve stratejik ortaklıkların gözden geçirilmesi; gerektiğinde yaptırımlar uygulanarak uluslararası baskının artırılması beklenirdi. O dönem birçok Müslüman ülkenin atamadığı bu somut adımları İspanya attı. İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, "İspanya, Gazze'de bu kadar çok masum insanın öldürülmesi karşısında sessiz ve hareketsiz kalamazdı." sözleriyle hükümetlerinin tutumunu açık bir şekilde ortaya koydu. Başbakan Pedro Sánchez başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu şu kararları aldı: * Ekim 2023'ten bu yana İsrail'e uygulanan silah ambargosunu kalıcı hâle getirdi. * İsrail ordusuna yakıt taşıyan gemilerin İspanya limanlarını kullanmasını yasakladı. * İsrail'e savunma malzemesi taşıyan resmî uçakların İspanya hava sahasını kullanmasını yasakladı. * Gazze'de soykırım, insan hakları ihlalleri ve savaş suçlarına doğrudan karışan kişilerin İspanya'ya girişini yasakladı. * Refah Sınır Kapısı'ndaki Avrupa Birliği Sınır Yardım Misyonu'nda görev yapan İspanyol personelin sayısını artırdı. Ayrıca Filistin Devleti ile tarım, gıda güvenliği ve sağlık alanlarında yeni iş birliği projeleri başlattı. * Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na (UNRWA) yaptığı katkıyı 10 milyon avro artırdı. * Gazze'ye yönelik insani yardım ve iş birliği bütçesini 2026 yılına kadar 150 milyon avroya çıkardı. İnsanlık, zulüm karşısında yalnızca sözle değil, eylemle de tavır aldığında anlam kazanır. Gazze'de yaşanan trajedi karşısında İspanya'nın attığı bu adımlar, kendisini İslam dünyasının öncüsü olarak gören birçok ülke yönetiminin tutumunu sorgulatmaktadır. Peki, bu tablo sözde Müslüman ülke liderlerinin yüzünü kızartıyor mu? Benim cevabım nettir: İkballerini ve istikballerini Atlantik ötesindeki güç odaklarına bağlayanlar, isteseler de bağımsız bir irade ortaya koyamazlar.