BİR KÜLTÜR YUVASI “ANADOLU”

          İstanbul Kilis Vakfı Yönetim Kurulu Üyeleri olarak Anadolu’nun bitmez tükenmez kültür değerlerini ele almak üzere bir araştırma yaptık. Anadolu kültürü, tarihin, sosyal alışkanlıkların, geleneklerin, inançların, doğa koşullarının bir toplumda uzun süre meydana getirdiği temel değer yargılarının, bakış açılarının bir aynası olduğunu gördük.

         Her ne kadar Anadolu isminin bir bölge adına verilerek Selçukluların Anadolu’ya gelmesiyle başlamış ise de daha önce Romalılar, kendi topraklarına göre doğuda kaldığından buraya doğu toprağı anlamına gelen Thema Anadolu demişlerdir. Ayrıca Anadolu kelimesi, Yunanca güneşin doğduğu yer anlamına gelen "Anatoli”den doğarak da ortaya çıkmıştır.

        Toplumun değer yargılarının, bakış açılarının bir bütününü teşkil eden Anadolu, önemli nitelikleri olan bir toprak parçasıdır. Bir çeşit köprü durumundaki Anadolu'dan tarih boyunca çok sayıda ve değişik özellikle kavimler geçmiş; bunların önemli bölümü bu toprakları yurt edinerek yerleşmiş, Anadolu halkıyla kaynaşmış ve onu meydana getirmiştir. Ayrıca Anadolu çeşitli kavimlerin kurulu bir imparatorluğun temeli olmak nedeniyle çok değişik geleneklere sahip oldukları barındırabilmiş; farklı gelenekleri, düşünüş ve deyiş tarzlarını günümüze dek yaşatabilmiştir.

         Anadolu gerek kültürel gerek iklimi gerek coğrafi gerek tarihi yönünden çok büyük bir önem taşımaktadır. Önce Anadolu'nun tarihi yapısına bir göz atalım.

          Anadolu, çok eski devirlerden beri bilinip, insanların yaşadığı bir toprak parçasıdır. Doğu ve Batı, Asya ve Avrupa kıtalarının köprüsü mahiyetinde olduğundan, çeşitli kavim, devlet, kültür ve medeniyetleri bünyesinde barındırmış ve daima göçlere, istilalara uğramıştır. M.Ö. 2500-2000 yılları arasında Anadolu'nun Mezopotamya'ya kadar önemli bir medeniyeti Hattiler temsil etmiştir. M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu'da Hititler'in oturduğu kabul edilir. Hatta Hititler Anadolu tamamına yakın kısmına yakın kısmına hakim olmuştur. Örneğin, Alacahöyük ve Boğazköy de Hitit eserleri çoğunlukla bulunmuştur. Hititler zamanında Anadolu; batıdan İyonlar, doğudan Asurlular, Urartılar,  güney doğudan Hurriler ve Mitonniler istilasına uğramıştır.

         Birde Anadolu'nun son zamanlarına bir göz atalım. Anadolu, Osmanlı Devleti'nin son zamanlarına kadar taarruz ve istilaya uğramadı. Yirminci yüzyılda Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'ından mağlup olarak çıkması üzerine, Anadolu toprakları bir çok Avrupa devleti tarafından istila edildi. İstklal Harbi sonunda bütün Anadolu toprakları düşmandan temizlendi ve başkent Ankara olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu.

         Anadolu'ya uzaktan bakan biri onu koskocaman bir mozaiğe benzetebilir. Oysa Anadolu bir mozaik değil, göz nuru ile işlenen bir ebru sanatıdır. Anadolu bitmeyen kültürüyle hiç parçalanmaz, yok olmaz her zaman yeşerir. Hem de dönüp dolanır tüm renkleriyle yeniden karşımıza çıkar. Çünkü Anadolu bitmeyen güzellikleri içinde barındırır.