<div><strong>"Gülerken Düşündüren Vergi Hikayeleri"</strong>Malum, bir yanımız siyasetçi. Kimin yanına gitsek, hâl hatırdan sonra“İşler nasıl?” diyoruz. Maalesef yüzde 90’ı artan vergi yükündenbahsediyor; hem de toplumun memurundan işçisine kadar tüm kesimi kapsıyor.Çok kazanandan çok, az kazanandan az almak yerine; dolaylı vergilerletoplumun kahir ekseriyeti mağdur ediliyor. Hani padişah vergi saldıkçabunalan halk oynamaya başladığında “Dur!” dediği gibi, şimdi tam odurumdayız.Gelin, hazır oynarken, durumumuzu anlatan iki fıkra ile hem gülelim hem dedüşünelim.Bir hikâye anlatılır. Yaşanmışlığı tartışılabilir ama gerçekliliğitartışmasızdır. İşte o hikâye:Kralın biri sarayında otururken pencereden “Güzel elmalarım var, güzelelmalarım var!” sesini duymuş.Pencereden bakan kral, etrafında onlarca insanın toplandığı, elma satanyaşlı bir adam görmüş.Kralın canı çekmiş ve baş vezirini çağırmış: “Al sana 5 altın, koş banaelma al.”Baş vezir, vezirlerden birisini çağırmış: “Al sana 4 altın, koş elma al.”Vezir, saray görevlilerinden birisini çağırmış: “Al sana 3 altın, koş elmaal.”Saray görevlisi, muhafız komutanını çağırmış: “Al sana 2 altın, koş elmaal.”Komutan, nöbetçiyi çağırmış: “Al sana 1 altın, koş elma al.”Nöbetçi çıkmış, yaşlı ihtiyarı yakasından tutmuş ve:“Hey sen! Ne bağırıyorsun? Burası han mı, yoksa saray mı? Defol buradan!Arabana da elmalarına da el koyuyorum!”diyerek arabayla saraya dönmüş.Nöbetçi, muhafız komutanına: “İşte, 1 altına yarım araba elma.”Komutan, saray görevlisine dönmüş: “İşte, 2 altına bir çuval elma.”Saray görevlisi, vezire dönmüş: “İşte, 3 altına bir torba elma.”Vezir, baş vezire dönmüş: “İşte, 4 altına yarım torba elma.”Baş vezir kralın huzuruna çıkmış: “5 altına beş elma aldım kralım. Aynenemrettiğiniz gibi.”Kral oturmuş ve şöyle bir düşünmüş: “Beş elma – beş altın. Bir elma – biraltın… Halk elmalara hücum ediyor. Demek ki vatandaşın durumu çok iyi.Vergileri hemen artırmak lazım.”Yazımı, yıllar önce Hatay’da bir esnaftan duyduğum bir fıkra ile bitirmekistiyorum.Bir İngiliz, bir Amerikalı ve bir de Türk vatandaşı olan üç kişi yolculukesnasında sohbet ederken söz, ülkelerinde vergilerin nasıl alındığına gelir.İngiliz başlar: “Benim ülkemde devlet yere uzun, düz bir çizgi çizer.Vatandaş kazandığı parayı havaya atar; çizginin sağına düşenler vatandaşabırakılır, soluna düşenleri ise devlet vergi olarak alır.”Sonra sözü Amerikalı alır: “Benim ülkemde devlet yere yuvarlak bir daireçizer. Vatandaş parasını havaya atar; dairenin içine düşenler vergi olarakalınır, dışına düşenler vatandaşa bırakılır.”En son sözü Türk vatandaşı alır: “Bizim ülkede vergi şöyle alınır: Bizkazandığımız parayı devlete getiririz. Devlet parayı havaya atar; havadakalanları vatandaşa bırakır, yere düşenlerin hepsini kendisi alır.”Ne diyelim… *Vergisiz, tam bağımsız bir Türkiye dileğiyle.*</div>