<div>İnsan ömründe bayramların ayrı bir yeri vardır. Geriye doğru baktığımızda, en sevinçli günlerimizin, en güzel hatıralarımızın, bayram günlerinde olduğunu görürüz.Çünkü bayram günleri, sevenlerin ve sevilenlerin bir araya geldikleri, dargınların barıştığı, büyüklerin hatırlandığı, yıl içerisinde ziyaret etmediğimiz akrabalarımızın ziyaret edildiği, birlik ve beraberliğin pekiştiği güzel günlerdir.Bizlere düşen, bir milleti ayakta tutan Dini ve Milli bayramları, bir tatil günü niyetiyle değil, bayram tadında yaşayarak, gelecek nesillere taşımak olmalıdır.Bayramı en içten duygularla hissedenler ise çocuklardır. Çocukluğumuz da bayrama, büyük bir sevinçle, hazırlandığımızı hatırlıyorum.Babamızın aldığı bayramlıkları yanımıza alıp, giyeceğimiz yeni ayakkabıları bayram gecesi başucumuza koyar öyle yatardık, bir yandan da bayram günü hangi akrabamızın ne kadar para vereceğini hesaplardık.Bayram günü ise cebimizdeki bol bayramlıklarla, doğru çocuklar için kurulan bayram yerine arkadaşlarımızla gider, eğlenirdik.Sevgili peygamberimizde bayramda çocukları sevindirmeye ayrıca önem verirdi.Bir bayram günü Peygamber Efendimiz evinden çıkmış, mescide gidiyordu. Yolda sevinçle oynayan çocuklara rastladı, hepsi bayramlık yeni elbiseler giymiş, sevinç içinde koşturuyorlardı. Fakat çocukların içinde zayıf, çelimsiz bir çocuk vardı. Onlar gibi mutlu değildi ve üzerindeki elbiseleri yırtık, eskiydi. Bir köşeye çekilmiş, oynayan çocukları izliyordu. Peygamber efendimiz çocuğun yanına yaklaşarak:“Sen niye arkadaşlarının yanında değilsin? Niye onlar gibi sen de gülüp oynamıyorsun?” buyurdu.Çocuk karşısındakinin kim olduğunu bilmiyordu. Cevap verdi:“Ben hem öksüzüm, hem de yetimim. Babam şehit oldu. Annem de başka biriyle evlendi.”Bunun üzerine Peygamber Efendimiz çocuğun elinden şefkatle tuttu. Saçlarını okşadı ve şöyle buyurdu:“Resulullah’ın baban, Âişe’nin de annen olmasını ister misin?”Çocuk karşısındakinin Peygamber Efendimiz olduğunu anlayınca birden toparlandı. Sevinçle, heyecanla cevap verdi:“Ya Resulallah, nasıl istemem?”Peygamber Efendimiz bu cevabı alınca yetim çocuğun elini tuttu ve evine götürdü. Evde onu yedirip, içirdi. Ona yeni elbiseler giydirdi.Yetim çocuk bu şekilde tekrar arkadaşlarının yanına geldi. Arkadaşları ondaki bu değişikliği görünce neler olduğunu sordular. Çocuk da onlara Peygamber Efendimizin onu yanına aldığını söyledi. Bunu duyan çocuklar hüzünlenerek şunları söylediler:“Keşke bizim de babamız şehit olsaydı da, bizi de yanına alsaydı…Bu vesile ile Tüm Müslüman kardeşlerimin mübarek ramazan Bayramını kutlar, hayırlara vesile olmasını yüce Allah’tan dilerim.</div>