ZORBA ÇAĞDA; İNSAN, ŞEHİR VE KÜLTÜR

Siz hiç dünya göç haritası izlediniz veya okudunuz mu?

Bu başlı başına bir özelliktir harita okumak. 

Ama bizim yaş grubuna ilk mektepten itibaren okutulan göç haritası farklı. Biz ortaasya’dan bütün dünyaya yayılmışız! Kast ettiğim bu değil.

Bir Viyana seyahatimizde yol arkadaşım merhum Vehbi Kılıç, turizm danışmadan kent haritasını aldı. Bana gösterdi. Burada tren, burada banliyö, burada tramvay, burada şehir otobüsleri ve gidecekleri merkezleri muhteviydi. Ne kadar zamanda varılacağı ve kaç para olduğu da belirtiliyordu. Bööylece Viyana’yı adım adım gezdik. Ancak ben bunu da kast emiyorum.

 

DÜNYA GÖÇ HAREKETLİLİĞİ

Kastım şu 2020 yılı itibariyle IOM Dünya Göç Raporuna göre 281 milyon insan, yani küresel nüfus olan 8 milyar 142 milyarın %3.6’sı doğduğu, hatta büyüdüğü ve okuduğu ülkenin dışında hayatını sürdürüyor. Dinleri, ırkları, dilleri, kültürleri, hayat tarzları ayrı ayrı olsa da. Dünya göç hareketliliği günümüzde zirvede bulunuyor.

En çok göç de sırasıyla Hindistan, Meksika ve Rusya’dan. Türkiye 7. sırada. Her 30 kişiden biri dünyada çeşitli nedenlerle göçmen veya mülteci olarak yaşıyor.  Japonya Tokyo en kalabalık dünya şehri; 38 milyon, Endonezya Jakarta 35, Yeni Delhi 31 milyon ve sonra da 4.olarak Bengaldeş Dakka sırada.

Bütün dünyada, hatta gelişmiş batı ülkelerinde bile ciddi bir işsizlik yaşanıyor. Dünyadaki işsiz sayısı da 172 milyon (2022). İstihdam ve sosyal görünüm trendleri hiç de iç açıcı değil. Dünya zenginleri daha da zengin deveyi amuduyla götürüyor, zenginlik birkaç bin aile arasında dolaşıp duruyor. Çoğu da Amerika’da. Fukaraları da açlık sınırında.

Böylesi gelişmelerin en önemli sebeplerinden biri de batılı emperyalist devletlerin bir türlü sömürge sevdasından vazgeçmemeleri. İşte bunun içindir ki Amerikan Başkanı Donalt Trump bir sokak kabadayısı edasıyla Venezüela’nın yeraltı zenginliklerini devlet başkanını yatak odasından kaçırarak pazarlık oluşturmaya çalışıyor. Kuzey kutuptaki buz dağlarından oluşan Görnland Adasının kendilerine ait olduğunu iddia ederek ortalığı birbirine katıyor. Fransa başta bütün Avrupa Birliği ülkelerinin desteklediği Danimarka’ya ait olduğu bilinen Görnland dünya sorunu olarak ortaya çıkarılıyor. Göçler değil, işsizlik değil, soykırım değil illa da Görnland.

 

KIRMIZI BOYALI COĞRAFYA

Daha sorun soğumadan aynı ABD, İran’ı karıştırıyor, desteklediği sivil isyana katkı vererek kamusal otoriteyi sarsmaya çalışıyor. Aralarında yönetmen Javvd Ganji ve sanatçı Mehdi Salahshour’un bulunduğu binlerce masum ve mağdur insan canından oluyor.

Gazze’de geçiçi barışa rağmen, ABD desteğindeki eli kanlı cani İsrail yönetimi örtülü soykırımını Filistin’de sürdürüyor. Kurşunlardan, bombalardan değil sadece, bir Filistinli çocuğun dediği gibi “Anne cennette ekmek var değil mi? O zaman biz de ölelim, karnımızı doyuralım” bir milat gibi İsrail katliamının boyutunu gösteriyor.

Suriye’de sömürge valisi gibi bulunan ABD Özel Temsilcisi Barack bölgede hızlı harita değişimini sadece seyrediyor. Suriye yönetimi ve Ordusu, aşiretler, terör yanlısı YPG/SDG bölgeye yeniden evlerine yerleşmeye çalışan halkı hop oturup, hop kaldırıyor. Şehirler ve kültürler toz duman.

Kıbrıs Adasında önceleri üç tane İngiliz üssü varken, bugün ABD, Fransa ve İsrail üsleri eklendi. Ada silah ve mühimmat deposu haline getirildi. AB Dönem Başkanlığı yürüten Güney Kıbrıs Rum Yönetimi şımarıklığının zirvesinde; meydan okumasını Lübnan, Mısır ve İsrail ile anlaşmalar yaparak sürdürüyor ve Doğu Akdeniz’de sınırları zorluyor.

Öyle bir şımarıklık ki Rum milletvekili Fidias Panagiootov AB Fonunu zimmetine geçirdiği için Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola tarafından Avrupa Savcılığına suç duyurusunda bulunuyor. İşte dünya böyle idare ediliyor.

Rusya, Kırım’ı işgal ve ilhak ediyor, Tatar liderleri tutuklattırıyor, gençleri kaçırıyor. Bu yetmiyor Ukrayna’ya savaş açıyor. Batı emperyalizmi sadece seyrediyor, silah satmak, borçlandırmak için savaşı uzattıkça uzattırıyor. Çin 35 milyonluk Uygur Türklerine soykırım uyguluyor, tutuklattırıyor, kurs diye gençlerin beyni yakınıyor. Emperyalist batı bunu da sinema, TV dizisi gibi sadece seyrediyor.

 

DÜNYA ÇOK KÖTÜ İDARE EDİLİYOR

Böyle bir dünyada ve coğrafyadayız, bölgemiz de nedense bu halde.

Yeni doğan bebekler, okula giden öğrenciler, yeni iş yeri açan esnaf, kamuda henüz görevine başlayanlar, üniversiteler, holdingler, yönetimler, sivil toplum, sokaktaki insan bu şartlarda hayatını idame ettirmeye çalışıyor. “Ne olacak, nasıl olacak ?” diye kafalarda onlarca soru birikmiş. İletişim ve ulaşımın hızına erişilemediği bir dönemde “zorba çağda” yaşamaya çalışıyor. Evler, caddeler, bulvarlar, kentler, binalar, kitle ulaşım araçları, sinemalar, tiyatrolar, ormanlar, çevre, yeşil alan, huzur evleri, kitaplar eskisi gibi değil. Çok değişti. Çünkü dünya çok kötü idare ediliyor.

Gökdelenler, uçaklar, hızlı trenler, robatlar, akıllı telefonlar, sanal-yapay zekalar, uzay teknolojisi aman Allah’ım adeta dünyayı ve insanı harap etmek için çalışıyor. İnsanların yaşamak için can attığı Newyork’ta 10 dakika elektrik kesilse hipermarketler yağma ediliyor, her 11 dakikada bir insan öldürülüyor, suç çeşitliliği, sayısı ve aletleri de arttı. Neden? Çünkü dünya liderleri, dünyayı çok kötü idare ediyor.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın “bir memleket istiyorum” adlı dizeleri düştü aklıma. Böyle bir dünya , böyle kentler, böyle insanlar, böyle yönetimler mümkün mü acaba?

“Memleket isterim/ Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun/ Kuşların çiçeklerin diyarı olsun/ Memleket isterim/ Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun/ Kardeş kavgasına bir nihayet olsun/ Memleket isterim/ Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun/ Kış günü herkesin evi barkı olsun/ Memleket isterim/ Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun/ Olursa bir şikayet ölümden olsun!”