<div> İstanbul Kilis Vakfı Yönetim Kurulu Üyeleri olarak, Kilis’e gönül veren ve Kilis halkını çok seven Başkanımız Yaşar Aktürk’ün yapmış olduğu hizmetler için kendilerine bazı sorular ilettik. Gerek eğitim-öğretim hususunda gerek hayırseverlik girişimlerinde gerek Kilis’e olan üstün hizmetinde ve gerekse Kilis’in sosyal ve kültürel değerlerine sahip çıkma konusunda, ondan almış olduğumuz bilgiler, inanıyoruz ki, gelecek kuşağa mutlak örnek teşkil edecektir. İlk sorumuz şu oldu: Sayın Başkanım, Kilis’e olan bu üstün sevginiz nasıl başladı? Bu konuda neler söylemek istersiniz?:</div> <div> “Kilis benim doğduğum yer, vatanım ve her şeyim. Kilis ve Kilis insanını çok seviyorum. Çünkü çocukluğum, gençliğim Kilis’te geçti. Gençliğimin acı tatlı günlerimi hiç bir zaman unutamam. Hatta arkadaşlarım bana, ‘Yaşar Bey, doğduğun yer mi? Yoksa doyduğun yer mi?’ diye hep sorarlar. Ben de arkadaşlarıma, ‘Allah’ın açtığı ekmek kapımız, bizleri nereye götürürse götürsün, hiç bir zaman değişmemeliyiz. Çünkü asıl hayatımız Kilis’te başladı. Kilis’in felhanlı topraklarından, şifalı suyundan, büyüleyici Kalleş Havası’ndan nasıl vazgeçerim. Yine Kilis’te analarımız tarafından çok söylenen bir söz vardır: “Bak oğlum, ayağın başka yere gidiyor, ama aklın Kilis’te olsun” diye bu söz karşısında aklımızı çalıştırarak nereden geldiğimizi düşünmeliyiz. O nedenle, ‘doyduğun yerin geçici, ama doğduğun yerin kalıcı’ olduğunu hiç bir zaman unutmamamız gerekir.” diye konuştu. Sayın Başkanım size ikinci sorumuz şu olacak. “Kilis’ten ayrılıp İstanbul’a yerleştikten sonra, Kilis’e gönül veren arkadaşlarınızı nasıl bir araya getirdiniz ve geleceğe ışık tutan Kilis Vakfı’nı kurma faaliyetiniz nasıl oldu?: “Bu soru da önem taşımaktadır. İstanbul’a yerleştikten sonra, kimi iş sahibi olmuş, kimi hayli zengin olduklarını, ancak birbiriyle hiç bir dayanışma olmadığı ve birbirine sahip çıkmadıklarını gördüm. Buraya çalışmaya ya da okumaya gelen öğrencilerimizle ilgilenen kimse yoktu. Bir güvensizlik almış yürümüştü. Üzüldüğüm en önemli nokta, bizlere zoraki selam vermemeleri ve benden alışveriş yapmamaları oldu. Tüm bu olumsuzluklar, benim içimde yeni bir sayfa açtı. İşte o sayfa, tüm hemşehrilerimi bir araya getirmek ve birlik beraberliği sağlamaktı. Kilis’e gönül veren arkadaşlarımı seçtim ve onları bir araya getirdim. Böylece Kilis’i düşünen, Kilis’i unutmayan arkadaşlarımla devamlı toplantı yaptık ve İstanbul Kilis Vakfını kurduk. Bununla kalmadık, birbirini seven, birbirine saygı duyan, yardım elini uzatan bir düşünce yarattık. Çalışmak isteyenlere kucak açtık iş bulduk.” diye çok güzel ifade etti. Sayın Başkanım son sorumuz şu olacak: “Hayırseverliğin en yüksek mertebesi olan eğitim-öğretime gönül vererek öğrenci yurtlarını nasıl kurdunuz? Bu başarının sırrı nedir?: Asıl önemli soru budur. Istanbul’a yerleşip Kilis Vakfı’nı kurduktan sonra tahsil yapmak için İstanbul’a gelen öğrencilerin, ne denli zorluklar içinde okuduklarını gördük. Özellikle kiraya ev bulamamaları ve yurtta barınma zorlukları, bizleri çok üzdü. Hemen Yönetim Kurulunu toplayarak öğrenci yurdu yapılması kararını aldık. İstanbul Topkapı Tatlıpınar mahallesinde bir evi, dört üyemiz Nadir Keloğlu, Hüseyin Okatan, Mehmet Gesoğlu ve Selim Tekdirlik, öğrenci yurduna çevirdiler ve Vakfa hibe ettiler. 50’ye yakın öğrenci büyük bir mutluluk içinde tahsillerini sürdürdüler. Ancak bu yurdun öğrenci kapasitesini karşılamayınca, İstanbul Avcılar’da 100 kapasiteli “Alev Aktürk & Yaşar Aktürk Kilis Vakfı Etkek Öğrenci Yurdu”nu yaptırdım ve Kilis Vakfı’na hibe ettim. Daha sonra yurt bulamayan ve açıkta kalan kız öğrencilerimiz için de Topkapı’daki eski öğrenci yurdunu yıktırıp, yeniden “Alev Aktürk & Yaşar Aktürk Kilis Vakfı Kız Öğrenci Yurdu”nu inşa ettirip Kilis Vakfı’na hibe ettim. Dünyanın hiç bir yerinde eşi görülmeyen her iki öğrenci yurdunda hiç bir ücret alınmaksızın öğrenciler mutlu bir şekilde barındırılmaktadır.” diye yorumladı. Başkanımız Yaşar Aktürk’ün bu anlamlı yorumları, bizlere hem ilham verdi hem yeteri kadar güç verdi hem başarılı olmamızın yollarını açtı. Artık Başkanımız Yaşar Aktürk’ün gelecek kuşağa örnek bir insan olduğunu anladık. O’nun bu başarılarını candan kutluyor ve Allah başımızdan eksik etmesin diyoruz.</div>